Seninle 90 Günüm

Seninle 90 Günüm

  • WpView
    Reads 809
  • WpVote
    Votes 94
  • WpPart
    Parts 11
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Sep 18, 2016
Buğulu bir geçmişin sarmaladığı hüzün yapraklarının arasında yerim yoktu benim. Ellerimi yüzüme kapatarak hıçkırıklara boğulamazdım. Durağan,törpüleyici,sıkıcı ve aşındırıcı duyguların istilasına uğramazdım. Gökkuşağının her rengiydim ben. Hayatımın trajikomik rüzgarına kapılamazdım. Hep güneşli havalar yaşanmalıydı benim gezegenimde. Buzlar güneşimin sıcaklığıyla erimeliydi. Yağmur sadece çiçeklerimi yeşertmek için yağmalıydı. Kar alev almaya başlayan ruhumu soğutmak için.Fırtına hiç olmamalıydı. Sımsıcak bir his sarmalamalıydı. Bir gülüş,bir bakış,bir an... Bir aşk...Bunlar büyütmeliydi beni. Bunlar beslemeliydi. Ölümün o soğuk hissi yaklaşmamalıydı yanıma. Gecenin karanlığı bile karanlık gelmemeliydi bana. Ölüm hep uzak olmalıydı benden. Hep uzak... "Sence..." dedim. "Öldükten sonra bize ne olacak?" Gülümsedi. Parmaklarını parmaklarıma kenetlemişti. Eskiden bayağı bulduğum bütün o iğrenç hisler bütün benliğimi işgal etmişti. "Belki de yıldız oluruz."dedi. Elimi kavramayan diğer eli gökyüzüne uzanmış ve onlarca yıldızın arasındaki en soluk yıldızı göstermişti. "Soluk,silik fakat yine de orada bir yerde parlayan küçük bir yıldız." .... "O kadar da kötü değil." diye mırıldandım. "Ölüyor olman mı?" dedi. Sonra acıklı bir şekilde güldü. "Bu kahredici bir şekilde üzücü." ©Tüm Hakları Saklıdır.
All Rights Reserved
#102
isyan
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Gözler Aynı Sen
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • ASENA
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines