KAYİP ŞAFAK

KAYİP ŞAFAK

  • WpView
    Reads 150
  • WpVote
    Votes 16
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadComplete Thu, Mar 17, 2016
TANITIM: Uyandığımda çok ürkütücü bir ortamda bulunduğumu farkettim.Burası çok karanlıktı.Her yer toz içinde;soğuk bir karanlık odaydı.Aklıma birden Sera,Mons ve Ollie geldi.En son neler olduğunu düşünmeye başladım.Fakat her şeyi parça parça hatırlıyordum.Hafızamı olduğunca zorluyordum.. # 6 SAAT ÖNCE # "Her şey çok güzel dostum" diyerekten beğenisini belirtiyordu Ollie. Evet her şey gerçektende çok güzel görünüyordu.Çünkü biricik arkadaşımız Mons 'un doğum günüydü bugün. Herşeyi biz hazırlamıştık.. Sonunda Sera,Mons'u ikna edip doğum günü mekanına getirdi.Ve hep birlikte eğlenmeye başladık. Fakat birden bir ses duyduk... # ŞİMDİKİ ZAMAN # "Bu odadan çıkmalısın Benny!" diyerek kendimi motive etmeye çalışıyordum.Ama heryer o kadar karanlıktı ki.Hiçbir yerimi göremeyecek kadar karanlık.. Bir yolunu bulup çıkmalıydım buradan.Ben diğerlerini düşünürken kapının açıldığìnı farkettim...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • 𝖢𝖠𝖭𝖧𝖨𝖱𝖠Ş •𝖣İ𝖫𝖣𝖠𝖱•(AŞİRET +18) DÜZENLENİYOR....
  • KOCAMI AYARTIRKEN
  • Uyumsuz (mahalle kurgusu)
  • Yağmurları Sev | Gerçek Ailem
  • Nazar Eyle
  • KANLI AŞK//TEXTİNG
  • KUYU (+18)
  • ÇAKMA MAFYA//TEXTİNG
  • SENDE SAKLI HİSLERİM|texting
  • İLK ÖPÜCÜK || TEXT

"O silahı elinden indir!" dediğimde, yan duran vücudunu ağır ağır bana doğru çevirdi ama o silah abimin alnına daha da bastırıldı. Yüzündeki sinsi tebessüm meydandaki herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. "Yoksa?" diye soruşu, meydandaki bütün insanları endişelendirmeye yeterdi. Kalabalığın nefesi bir anlığına tutulmuş gibiydi. Çenemi herkesin inadına dikleştirip, gözlerimi onunkilere kilitledim. "Yoksa sana yemin olsun! Bu meydanı kanınla yıkarım!" diye bağırdım. Sözlerim gökyüzüne çarpıp geri indi, meydanda taş kesilmiş onlarca insanın üzerinde yankılandı. "Efsun!" diyen abime bakmadım. Gözlerim, kanla kaplanmış yüzüne kayacak olursa gardımın düşeceğini biliyordum. Onun bitap nefesi bile içimdeki öfkenin dengesini bozabilirdi. "Demek kanım ile yıkarsın ha!" dediğinde, fısıltısı bile meydanı inletti. Sanki rüzgar, sesi alıp bütün taş sokaklara taşıdı. Kalabalık tek bir ağızdan derin bir nefes aldı, kimse kıpırdamaya cesaret edemedi. "Azad ağa, yaparım bilirsin! Bu seni ilk vuruşum olmaz!" deyişimin ardından kaşları çatıldı. Çelik gibi bakan gözleri bir anlığına karardı. O an kalabalıktan birkaç kişi korkuyla geriye doğru koştu; ayak sesleri taş zeminde yankılandı. Koskoca Mardin! Her taşında kanın, her sokağında intikamın yankılandığı o şehir... En iyi o bilirdi; yıllar önce nasıl AZAD KARAASLAN'ı gözümü bile kırpmadan vurduğumu. O gün güneş batmamıştı sanki, Mardin yasa bürünürken Diyarbakır'da zılgıtlar eşliğinde birçok kapıda düğün yapılmıştı. Gözyaşı ile kahkaha aynı anda yükselmişti gökyüzüne. Ben, EFSUN ŞANLI... Yıllar önce babamın kanını akıtan adamın kanını bu meydanda dökmüştüm. Zerre korkmadan, zerre aşkımı aklıma getirmeden. O an kalbimde ne kadınlık ne merhamet kalmıştı; sadece intikamın soğuk ve keskin tadı vardı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines