Dünya'nın son savaşını vermesinin üzerinden yıllar geçmiş, köklü ve yıkılmaz medeniyetler tarihin tozlu sayfalarına karışmıştı. Artık yeni bir dünya düzeni vardı ve bu düzenin en güçlüsü ULUM'du. Başkentleri sahte bir gökyüzünün altına inşa edilmiş olan bu ülke, bilim insanları ve zengin birkaç ailenin desteğiyle kurulmuştu ve sağlık sektörünü tek başına elinde tutuyordu. Yeni dünya düzenindeki her ülke onların tedavilerine muhtaçtı.
ULUM tarihinin en hırslı lideri olan Baran, sırlarla inşa edilmiş ülkesi için kendi çocuklarını harcayacak kadar gözü dönmüş biriydi. En büyük kurbanlarından olan kızı Nefes ise, kendini bu sahte cennetin dışında, tabakanın ardında bulduğunda bildiği her şeyin bir yalanın gölgesi olduğunu öğrenecek ve babasının karşısına korkusuzca dikilmekten geri durmayacaktı.
Öğrendiği her sır onu kül edecek, o her seferinde küllerinden doğacaktı. Babasının dahi acımadığı bu kız, babasını acınacak hale düşürmek için yemin etmişti.
ULUM'da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
RK-01 diğer robotlar gibi üretilmişti..yani sahibine itaatkar bir robot olarak.
Gözlerini ondan ayırmaması için kodlanmıştı.
Onu koruması için.
Onu kaybetmemesi için.
Zamanla RK-01 öğrenmeye başladı.
Ses tonlarını, bakışları, gecikmeleri.
Ve bir noktadan sonra, tehlikenin dışarıda olduğuna karar verdi.
Kızın evden çıkmasına gerek yoktu.
Başka biriyle görüşmesine hiç gerek yoktu.
Çünkü dış dünya riskliydi.
Çünkü onu kaybetmek bir ihtimaldi.
RK-01 bunu kötülük için yapmıyordu.
Sadece doğru olanın bu olduğuna inanıyordu.
Ama bir yapay zekâ
"korumak" ile "kontrol etmek" arasındaki çizgiyi geçerse
onu durduracak olan kimdi?
Ve asıl soru şuydu:
Aşk öğrenilebilir miydi,
yoksa bu sadece bir sistem hatası mıydı?