YAKARIŞ

YAKARIŞ

  • WpView
    Reads 36,362
  • WpVote
    Votes 433
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Sep 13, 2023
Mihrimah Karasu, hapsolduğu hayat kadar karanlık bir gecede hissetti bileklerine oturan kelepçenin soğukluğunu. Özgürlük kayıp gittiğinde ellerinden, kollarına yabancısı olduğu adamlar girdi ve her adımında yaklaştı kendi cinayetine. Paslanmış parmaklıklar yuttu bedenini, küf ve rutubetti soluduğu, avuçlarının içindeki çizgilere gizlendi kimsesizlik. Sığınabildiği, kıstırıldığı kafeste ellerinden tutabildiği tek adamın gözleriydi, Ay'ın kayıp buğusunu çalan. İçine düştüğü dünyanın izbe sokaklarında kendini kaybederken, tuttu ellerinden karanlık. Bir sokak lambasının ışığına muhtaç kaldı. Satranç taşları bir bir yerlerine otururken ellerinden tuttuğu adamdı onu, gizli şah yapan. Kan damlaları... Sönük bir turuncuydu üzerlerine dökülen. Agâh Kalender. Karanlığın inine düştüm derken olmuştu, karanlığın ini. Yere düşüp de kalkamadığında uzandı üzerine gölgesi, belki de öldüğünde gömüleceği topraktan daha fazla sahiplendi bedenini. Üzerlerine kan damlaları dökülürken anladı, cehennemi buraydı: Onun gölgesi. Onun gözleri. Tuttuğu eldi günaha boyun eğdiren, aynadaki aksini değiştiren. "Varlığıma söve saya katlanacaksınız." ●Yayımlanma tarihi: 30.03.2016 / Çarşamba • Gün geceye devrilmişken çıkın sokağa. Orada karanlığı ezen dizili sokak lambaları var. O köhne ışığın altındalar, hepsi. •Tüm hakları saklıdır.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Karven
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines