Story cover for SOYUT by Efsanevibiryazar
SOYUT
  • WpView
    MGA BUMASA 99
  • WpVote
    Mga Boto 7
  • WpPart
    Mga Parte 3
  • WpView
    MGA BUMASA 99
  • WpVote
    Mga Boto 7
  • WpPart
    Mga Parte 3
Ongoing, Unang na-publish Apr 04, 2016
Mature
"Oda gitti, terk etti beni." diye ağlayan adama baktım garipçe.

"Beni bırakmaması lazımdı duydun mu beni?" diyerek yakama yapıştı sanki bende ki bazı şeyleri anlamış da yapmayacağımı biliyormuş gibi.

"Onu son bir kez göremedim, benimle barıştığını söyleyemeden öldü! Keşke-"elleri yakamdan aşağıya beton zemin ile buluştuğunda umursamazca ona baktım. Tek derdim buradan biran önce gitmekti tamam mı?

Birden gelen ses bile diyemeyeceğim sadece hissettiğim ama sanki karşımda konuşuyormuş gibi olan şey ile öylece kaldım. Adamı itekleyip gitme planım da böylelikle suya düştü.

"Oğluma yardım et, ona küs ölmediğimi bilmesini sağla. Bunu bir tek sen yapabilirsin bir anne olarak yalvarıyorum sana." saliselik bir şey olabilirdi ama kendi durumumu göz önünde bulundurunca bir anneye yardım etmem gerekiyordu ve dediği de doğruydu ona benden başkası yardım edemezdi.


"Annen sana küs olarak ölmedi. Seni o tartışmadan hemen sonra affetti ama senden özür bekledi sadece"dedim soğuk sesimi olabildiğince normal tutmaya çalışırken. Adam şaşkınlıkla bana baktı sanki dediklerim onun kendine gelmesini sağlamış gibi sağına soluna anlamlandıramayan bakışlar attı ve en sonunda kahverengi gözlerini bana dikti.


"Bunu sen nereden bileceksin ki?" dedi aksi bir halde.

Bana kafa mı tutmuştu o?

**

"Ne yaptığını sanıyorsun!" diye bağıran adama karşı sadece kolunu sıkıca tutup kaçmasını engelliyordum hoş gelmek istemese çok kolaylıkla beni halt edebilirdi ya neyse. Yeterince ıssız sokağa girdiğimizde etrafı inceleyip gözlerine baktım.

"Sakın gözlerini benden ayırma!" dememe karşı sadece iyice şaşırmıştı ama birden etrafımızı buz mavisi duman kaplayınca gözlerinde ki korku, telaş ve şaşkınlığı daha net görmüştüm. Saniyeler ilerledikçe sadece şaşkınlık kalmıştı.

"Anne! Ama sen ölüsün."

**

Hiç bir şey bu kadar SOYUT olmamıştı.
Heye
All Rights Reserved
Sign up to add SOYUT to your library and receive updates
o
Mga Alituntunin ng Nilalaman
Magugustuhan mo rin ang
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  ni ozanakbabaxz
52 parte Ongoing
​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.
YARALASAR(Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
56 mga parte Ongoing
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
Magugustuhan mo rin ang
Slide 1 of 10
𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄  cover
CÜDA VİSALİ / GERÇEK AİLEM  cover
𝐀𝐍𝐊𝐀 𝐊𝐔𝐒̧𝐔 𝐃𝐄𝐒𝐓𝐀𝐍𝐈  cover
Cansız Manken (+18) cover
YARALASAR(Kitap Oldu) cover
Mardin'de Bir Sır cover
ÂFİTAP cover
5. seviye cover
Hata cover
SOYADINDA ZİNCİR cover

𝐀𝐃𝐈𝐍 𝐇𝐀𝐋𝐀 𝐑𝐄𝐏𝐋𝐈̇𝐊𝐋𝐄𝐑𝐈̇𝐌𝐃𝐄

52 parte Ongoing

​Aynı sokakların tozunu yutmuş, aynı yağmurlarda ıslanmışlardı; ama kalpleri birbirine hep bir mevsim geç kalmıştı. Ozan, Kars Kalesi'nin vakur ve dondurucu sessizliğinde kendi yalnızlığını emzirirken; Sinem, İzmir'in kordon boyunda, denizin tuzuyla yıkanan yarım kalmış bir rüyanın içindeydi. Onlarınki sadece bir mesafe hikayesi değildi; hayatın ördüğü duvarların hikayesiydi. ​Ozan, başka bir kadının imzasını taşıyan bir evliliğin soğuk odalarında yankılanan bir sessizlikti. ​Sinem ise kalbini bir başkasına emanet etmiş ama ruhunu hep o eksik parçada bırakmış bir sığınmacıydı. ​Aşkları, nefretin en koyu tonuyla beslendi. Önce birbirlerinden kaçtılar; çünkü birbirlerinde gördükleri şey, vazgeçmek zorunda kaldıkları hayalleriydi. Kars Kalesi, onların imkansızlığının şahidiydi. Karlar altında kalan o devasa taşlar gibi, duyguları da buz tutmuştu. Ancak İzmir'e uzanan o gizli yollar, buzları eritmeye yetti. İzmir'in neşesi, Kars'ın hüznüne çarptığında; nefret yerini tutkuya, sitem yerini teslimiyete bıraktı. ​"Sen Kars'ın hiç bitmeyen kışıydın, ben İzmir'in hiç dinmeyen rüzgarı. Biz aynı cümlenin içinde yan yana gelemeyen, ama noktası aynı yere konan iki devrik hikayeyiz." ​Yıllarca aynı şehirde nefes alıp, birbirinin içinden geçip giden ama asla dokunamayan iki ruhun, geç kalmışlıkları üzerine kurulu bu destan; şimdi yasak bir sevdanın küllerinden yeniden doğuyor.