Nereye gitsem benim burada ne işim var derken buluyorum kendimi.
Sahip olduğum sınırlı şeyler bile bana ait değilmiş gibi.
Kalbimi tıka basa dolduran bu duygular bile başkasına ait sanki.
Ben kimim,
Ben ne istiyorum,
Ben tam olarak ne için yaşıyorum,
Kayboldum aklımın dağınık raflarında,
Biri beni bulsun, çeksin çıkarsın kafatasımın dar ve karanlık koridorlarından.
Artık biri bulsun beni, kayıp ruhlar aleminde.
Manşetlerde daha fazla kayıp yazmasın ruhum için.
Gözlerimde kol gezen kararsızlıkları biri fark etsin artık.
Ben bulamıyorum kendimi, biri bana rast gelsin bir çıkmaz sokakta.
Ben sulayamıyorum içimin çorak topraklarını, biri yağmur olsun yağsın üzerime.
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"