Nereye gitsem benim burada ne işim var derken buluyorum kendimi.
Sahip olduğum sınırlı şeyler bile bana ait değilmiş gibi.
Kalbimi tıka basa dolduran bu duygular bile başkasına ait sanki.
Ben kimim,
Ben ne istiyorum,
Ben tam olarak ne için yaşıyorum,
Kayboldum aklımın dağınık raflarında,
Biri beni bulsun, çeksin çıkarsın kafatasımın dar ve karanlık koridorlarından.
Artık biri bulsun beni, kayıp ruhlar aleminde.
Manşetlerde daha fazla kayıp yazmasın ruhum için.
Gözlerimde kol gezen kararsızlıkları biri fark etsin artık.
Ben bulamıyorum kendimi, biri bana rast gelsin bir çıkmaz sokakta.
Ben sulayamıyorum içimin çorak topraklarını, biri yağmur olsun yağsın üzerime.
Kuru öksürükleri durmadı bir süre. Boğazının acısını ben hissetmiş gibi yüzümü buruşturdum. Hastalığı benim yüzümden kaptığı için suçluluk hissi geçmiyordu da sanki artıyordu.
"Ateşin düştü mü bir bakalım," diyerek ateş ölçeri elime aldığımda gerek yok dercesine elimden aldı aleti. Bileğimden beni kendine çektiğinde zaten üzerine eğilmiş halde olduğum için dengesiz duran bedenim kolayca savruldu ve kucağına düştüm. Kollarını iki yanımdan sarıp kara gözlerini gözlerime dikti yine. Hastalıktan çatlamış dudağının kenarını ısırdı beni izleyerek.
"Boşa uğraşıyorsun kızım. Ne düşmesi...senin yanında beni yalnızca ateş basıyor."