Genç kurgu odağı olan bu hikayemde sizlere; standart baş rollerden bahsetmeyeceğim. Ben hayatım boyunca hep 3. kişi olarak yaşadım ama sizlere bunun pek de sıkıcı olmadığını, aslında önemli olanın olayın ortasında olmak değilde, farklı kişiliklere bürünebilmenin faydalarından bahsedeceğim...
Basit bir anlatım şeklim olmasına karşın, bir insanı en fazla ne kadar üzebilirsiniz ve en fazla ne kadar umutsuz olabilirsiniz başlıkları altında yazmış olduğum, komedi içerikli ama bazı sahnelerinde de duygulanacağını umduğum bir yazı filmi var karşınızda...
Unutmayın ön yargı, iyi olan şeyleri görebilmemizi engelleyen bir takım, kötü içerikli bi' katmandır. Ve biz, bu katmanı aşabilmek için 'aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir,' durumunu dikkate almalıyız...
Ben seni seviyorum...kardeşimden farksız o hem 5 yaş küçük...ufaklıkla ne işim olur...
Dizlerimin üzerinde eğilip kapıya biraz daha yaklaştım..
-Bin gönlüm olsa birini vermem.. Benim gözüm sadece seni görür... Hem görmedin mi erkek çocuğundan farksız.. Kıskanacağın son kişi bile değil...
Titreyen dizlerimle ayağa kalktım... Perdeyi araladım.. Balkona çıktım.. Semih gelen sesle başını bana çevirdiğinde.elinde telefon öylece kaldı... Gözlerine baktığımda anlamıştı onu duyduğumu.. Balkonda duran kitabımı aldım ve tekrar içeri girdim... Kapıyı kapatıp perdeyi çekmeden son kez yüzüne baktım..
Ve o perdeyi kapattıktan sonra yıllarca onun olduğu tek bir gün açmadım...