Kitabım kitapyurdunda sizlerle...
https://m.kitapyurdu.com/index.php?route=products/productdetail&product_id=555171
Sevgi emektir, dostluktur... Benimle bu sevgiyi büyütmeye, dost olmaya, sevdalı olmaya, bu sevgiye emek vermeye var mısın? Cesaretin var mı benimle yek yürek olmaya? Yazmak bazen konuşmaktan daha kolay ve manidardır. Sen de istersen öncelikle benim mektubat-ı aşkım olur musun?"
***
Bugün en güzel günüm, bugün hayata kalbimi açtığım ikinci doğum günüm, günlerimden kalp çarpıntısı, mevsimim ise mutluluk...
Kalbimin bu denli aşkla çarpmasına sebebiyet veren, pas tutmuş kalbimi kelebekler ülkesine çeviren, dalgalı saçlarından gecenin damladığı, aşk yürekli adam: Adın hüsn-ü aşk olsa gerek...
***
Bir mektup teklifiyle başladı her şey...
Sanata aşık, hayalleri yarım kalan feminist olmaya çalışırken, üniversite yıllarında aşkla tanışan bir genç kız...
Hayalleri gerçekleştiren şiir yürekli bir genç adam...
Kavuşmaları erteleyen entrikaların sınavlarını yüklenen yaşamlar...
Kalpten öte ruha mühürlenmiş, mahrem sayılıp kimselere anlatılmamış, hırpalanır diye paylaşılmamış bir aşk...
Rüyalarla beslenen, kavuşma ihtimali azaldıkça daha da büyüyen bir sevda...
Diyar diyar aşka boyanan aşk kokulu şehirler...
Kum saati çevrildi,
Başladı onsuz zaman.
Yadigar oldu Hazan'ın gecelerine,
Umut kokulu Hicran...
Bu hicranın sebebini birlikte çözmeye, sır perdesini aralamaya var mısınız?
Toplumsal ve psikolojik birçok olguyu barındıran bu hikayenin sanat ve tarihle işlenmiş kokusunu duyumsamayı ister misiniz?
Teknoloji olmadan da aşk yaşanabilir diyorsanız, buyurun konuk olun satırlara..
Kördüğüm gibi bağlamışsa kalpleri kader.
Sevda bağını koparmaya kimin gücü yeter?
✒Mayıs 2016-Ocak 2017📖
Aşk suçtu.
Senin olmayan birisi için beslediğin duygular bir cellat gibi dikilirdi karşına. Sonra kollarına iki asker girerdi, o askerler başını bir kütüğün üstüne bastırırken boynuna inecek baltayı büyük bir sabırla beklerdi insan beklerdi ki, cellat alacak onun kellesini.
Ama o balta inmeden önce, dururdu zaman. Sabır kanatırdı insanın her bir zerresini, bir işkenceden farksız akardı saniyeler, bir sudan sessiz, bir dalgadan daha hırçın.
Aşk cellattı, ve o balta aşkın ellerinden inerdi insanın boynuna. Sevda cehennemdi, seni sevemeyen birinin aşkı ateşdi.
Kendi kalbini yakan, kendi kanını akıtan bir kılıçtı. İnsan nasıl saplardı kendi sırtına bıçağı?
İnsan ancak aşık olsa ihanet ederdi kendisine.
Aşk ihanetdi, aşk en büyük oyun ve insanın kendine yaptığı ihanetdi.
O Yavuz Payidar'dı, kendine en büyük ihaneti yapmış sırtına bir bıçak saplamış, boynunu bir cellatın önüne uzatmıştı.
O Payidar'dı, sevdalanmıştı.
Ve sevda, onun ihanetiydi.