İzler Kalır/Gerçek Ailem
Adım İz.
Adım gibi iz bırakmaya gelmiştim. Peki ya kime bırakacaktım? Kendime mi? Yoksa hiç görmediğim aileme mi?
Yaşamak bu kadar zor olmamalı değil mi? Peki neden bu kadar zor?
Kızların en büyük yarası ailesidir derler.
Doğru.
Benimde.
Omzuma astığım çanta ile sessizce koridorda ilerliyordum. Siyah, kısa saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp, etrafa baktım.
Kimse yoktu.
Merdivenlerden sessizce inip kapıya ulaştım. Yurdun kapısı geceleri kilitli olurdu ama neyse ki bende anahtar vardı. Kapıyı açıp sessizce kapattım. O sırada merdivenlerin bitiminde ki, bankta gözüm takılı kaldı.
Yurdun bahçesinde ki bu banka, küçükken ne kadar oturup annemi beklemiştim hatırlamıyorum.
Saatlerce beklemiştim annemin, babamın gelip beni almasını, evimize gitmeyi ama hiçbir zaman gelmediler.
Küçük kız çocuğu hiç pes etmeden beklemeye devam etti. Ama ben artık o küçük kız çocuğu değildim. Büyüyünce gelmeyeceklerini anlayınca artık bir daha asla bu banka oturmamıştım.
Beklememiştim.
Şimdi ise yıllar sonra oturdum bu banka.
Zihnim de ise, yıllar önce bu banka oturup annemin gelmesini beklerken söylenenler yankılandı.
"Annen ve baban seni hiç sevmedi."
"Salak mısın kızım? Annen seni sevseydi çöpe atmazdı."
Ben ise sadece sustum. Sadece sustum.
Beni isteselerdi, sevselerdi bir çöp gibi, çöpe atmazlardı. Kışın buz gibi havada yeni doğmuş bir bebeği çöpe atmazlardı.
Küçükken itiraz ederdim. Artık etmiyordum çünkü hepsi haklıydı.
Peki ya bunca yıl sonra ortaya çıkan ailemi ben kabul eder miydim? Hayır. Koca bir hayır.