"Mecnun-u Tabip"
📜 MECNUN-U TABİP
"Zaman, sadece bir perdeydi; aşk ise o perdeyi yırtan tek neşter."
1450'nin soğuk bir zindanında, elinde babasının çalınmış tabip kisvesiyle ölüme yürüyen bir adam: Dimitri.
Aynı adamın boynuna idam ilmiği geçerken, kulaklarında bir ses yankılandı:
"Kalbim kalbini tanır..."
Dimitri için ölüm bir son değil, sadece bir vagon değişimiydi. Gözlerini açtığında artık Osmanlı'nın saray koridorlarında değil, 1915 Çanakkale'nin kan gölüne dönmüş siperlerindeydi. Elinde ise bir önceki hayatından kalan tek kanıt duruyordu: Mihrimah'ın verdiği o gümüş nişane.
Bir yanda asırları aşan bir lanet, diğer yanda her çağda başka bir isimle karşısına çıkan o aynı gözler...
1450'de bir hırsız mıydı, yoksa bir kurban mı?
1915'te bir şifacı mı olacaktı, yoksa bir meclup mu?
Sırlar dökülüyor, zaman kırılıyor. Dimitri, her hayatında aynı kadına borçlanırken; kader, "Mecnun-u Tabip"i kendi yazdığı hikayenin içinde hapsediyor.
Sahi, ruhunuzu bin yıl boyunca tanıyacak bir kalbe sahip miydiniz?
Neden Okumalılar? (Etiketler İçin İpucu)
⏳ Zaman Yolculuğu: 1450'den 1915'e kesintisiz bir geçiş.
🩺 Tıp ve Gizem: Kadim bitkilerle modern cerrahinin savaşı.
⚔️ Epik Aşk: İsimler değişse de ruhların birbirini tanıma mücadelesi.