Gözlerinin Senfonisi

Gözlerinin Senfonisi

  • WpView
    Reads 6,488
  • WpVote
    Votes 232
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, May 17, 2016
"Bakışları bile kurumuşken, gözleri destanlara defter olur, haykıran satırlar okyanus olup taşardı..." *** Gökyüzünü ve okyanusları sığdıramadığım gözleri vardı. Dudaklarındaki varla yok arasındaki tebessüm kadardı gökyüzü. Beyaz değil, siyahın kraliçesiydi karşımdaki güzel kız. Çırpı bacaklarıyla attığı her adımda dünyayı durduran bir kadın. Zorla gülümsedi güzel kız. Sonra parçalandı gökyüzü. Çığlıkları deldi geçti mutlu kadının yüzünü. *** Zincire vurulmuştu duygularim, hislerim, düşüncelerim... Seninle baslayan hayatım, sevgin, sevgim, sevgimiz... Ellerimi kelepçeleyen bu yaşam yalnız seni sevmekten ibaretti... Ama sadece ve sadece sana aitti gözyaşlarımın senfonisi... Çığlık1: Gözlerinin Senfonisi Kapak : Kolpaciyazar İlk bölümler için keşke dediğim o kadar çok yer var ki. Sizden isteğim benden ve hikayemden hemen vazgeçememeniz. Beyza Avara
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines