"Acı bana bir eylem miş gibi geliyordu.Acı bana bir elin kurtulacağın bir elin düşeceğin bir çukurdaymışsın gibi geliyordu.Acı bana araf gibi geliyordu.Esen rüzgar bile Canımı yakıyorken,Kalbimin sızısı durmamışken neydi bu huzursuzluk neydi bu acı.
Gözlerim,Soğuktu.Öyle olmalıydıda hissettiklerime karşı gözlerimin içi gülemezdi.İmkansız diye bir şey yok desemde,Galiba mucize olmadıkça olmayacaktı.
Yağmuru hissetmiştim.Her damlası bedenimde deydikçe göz yaşını hatırlıyordum.Kendini Cehennem sanan cennetime sığınmıştım.Sanki Cennetim ben aslında cehennemden başka bir şey değildim.Bana hep derdi "Karanlık değilsin sadece annenden başka bir şeye sığınmaya ihtiyacın var" diye.ölümle yaşam arasında o ince çizgiyi aşıyor gibiydim biraz,duvarları olan Oğlan ölümdeydi.Duvarların arkasındaki Melih cennete mutluydu galiba,umutluydu.Onu saklayacağıma yemin etmiştim içimden.Çünkü o yok olursa eğer,içimdeki tek cennete parçalanıp Olduğum Cehenneme gelecekti."
Sete geç kaldığını haber vermek isteyen başarılı bir oyuncu, yanlış numarayı tuşlar ve hikaye o zaman başlar.
Bu yanlış numara, büyük bir aşkın kıvılcımını ateşler. Daha önce duygularını kullanmayan, acımasız, Rusya'nın en büyük adamı aynı zamanda Mardin'in en büyük aşiretinin oğlu olan adam, bu kıvılcımda tutuşmaya hazırdır.
Mardin'de çekilen dizisi ile ün alan oyuncunun, Mardin'li adam ile aşk yaşadığı yerde Mardin olur.