Acı Çekmekten Hoşlanan Bir Ruh Aşık Olabilir mi ? Ya da... Kanadı Kırılmış Bir Melek Ne Kadar Uzağa Kaçabilir ? Kapı çarparak açıldığında içeri şeytanın çocukları da girmişti.Şeytanın çocukları..Sanırım onları tanımlayan kelimeler bunlardı.Yeryüzündeki kötülüğün tohumları bu çocukların içine özenle serpiştirilmiş gibiydi.Tohumların filizlenebilmesi için günışığına da ihtiyaçları yoktu.Çünkü onlar, yeryüzündeki pırıltıyı yeraltındaki mahzene kilitlemişlerdi.Mahzenin anahtarı ise bendeydi.O pırıltıya tekrar kavuşabilmelerinin yolu başta beni öldürmekten geçiyordu.Sonrada onlara bunu yapan iblisleri öldürmekten geçiyordu.Yoksa yerin altı ve üstü arasında bir yerde sıkışıp kalacaklardı.. Kurtuluşum çıkmaz sokaktı..Çok net..Bunu görebiliyordum..Geri sayım başlamıştı..Sonsuza giden yolda zaman aleyhime işliyordu..Bulunamadığım her dakika her saniye ölüm saatimi yaklaştırıyordu..Ölüm saatim Zehir'in tek bir sözüne bakıyordu.Yada tek bir bakışına mı demeliyim. Buna karar veremiyorum.. Gece'nin kapıyı sertçe açarak içeri girmesiyle Zehir'in üzerimdeki garipsenecek etkisi biraz da olsa azalmıştı çünkü.Kalbimin ritmi tehlike sinyali vermiyordu.Normale dönmüştü.Bedenim titremeyi kesmişti.Ruh halim renk değiştirmişti.Bu fonksiyonlarımın durması da hareketlenmesi de ona bağlıydı. İlginç..All Rights Reserved