Acı bir çocuğun ilk doğduğu an yediği ilk tokattı...
Hayal kırıklığı şimdi,masumiyetini kaybetmiş bir kız çocuğuydu...
Güven sonu gözükmeyen o uçurumdan atlamaktı...
Mutluluk şimdi,tarif edilemeyecek kadar güzel,göremeyeceğimiz kadar harika,yaşayamayacağımız kadar imkansızdı...
Huzur,bir çift bale ayakkabısıydı...
Araf ise;
Tüm bunların aynı anda yaşanmasıydı...
Tek hayali hayran edici güzelliği ile başarılı balerin olan bir kız;Aren
Mutluluğuna gölge düşüren geçmişini unutmaya çalışan bir futbolcu;Atıl
Onlar acının gölgesindeydi...Onlar mutluluğa gölge düşürürken hüznü ortadan kaldıranlardı...
Onlara ne mi oldu?
Araf'ın içinde cehennem ateşiyle,cennet çiçekleri açtılar.
Onlar imkansızı başardı...
Onlar çaresizken,çaresizliği ortadan kaldırabildi.
Onlar Araf'ta yaşamayı göze alabildi...
Onlar cesurdu ama aynı zamanda korkaktılar...
Onlar kim mi?
Onlar zıtlığın beden bulmuş hali oldular.
Onlar Araf'ın ta kendisi oldular.
Araf'ta kalıp,Araf'la yaşamayı öğrendiler.
Araf'ın öyküsü....