GÜVE
  • WpView
    LECTURES 32
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Chapitres 1
WpMetadataReadEn cours d'écriture
WpMetadataNoticeDernière publication dim., juil. 10, 2016
Annesi bu gece kızına masal anlatmamıştı,her gece anlatmasına rağmen. Babası da çalışma odasından hiç çıkmamıştı. Küçük kız uykunun bu gece onu ziyarete gelmeyeceğini biliyordu. Yine de minik gözlerini kapatmayı tercih etti ve annesinin anlattığı en güzel masalı içinden tekrar etmeye başladı. Bu , dudaklarına küçük bir tebessümün yerleşmesini sağladı. Masalın sonuna geldiği sırada uykuda yavaşça kapıdan başını çıkarmış kıza gülümsüyordu.Tam uykuyu kucaklayacağı sırada... Bir silah patlaması. Annesinin acı dolu çığlıkları. Minik çığlıklarını son anda engelleyebilmişti. "Anne." Hızla yatağından kalkıp kapıyı açtı. Uzun, çok uzun bir adam gördü ama yüzünü göremiyordu. Bir de yerde ağlayarak yatan annesini... Annesi de onu gördü ama sadece tek bir şey söyledi: "Saklan." Küçük kız sessizce yatağının altına girip beklemeye başladı.Biliyordu. Babası ikisini de kurtaracaktı.Babalar hep kahraman olurdu. Bir patlama daha. Korkusu yerini ağlamaya bıraktığında kapısı yavaşça açıldı. Küçük kız ağzını kapatarak ağlamasını engellemeye çalıştı ve gözlerini sıkıca yumdu. "Minik güve neredesin? Üçüncü oyunumu beraber oynayalım mı? Bak ikisinde de ben kazandım."
Tous Droits Réservés
Rejoignez la plus grande communauté de conteursObtiens des recommandations personnalisées d'histoires, enregistre tes préférées dans ta bibliothèque, commente et vote pour développer ta communauté.
Illustration

Vous aimerez aussi

  • SİYAHIN BEYAZI
  • HER KİMSEN
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Aile Sırları
  •  ABİLERİM Mİ?
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Plus d’Infos
WpActionLinkDirectives de Contenu