Düşlerindeki balerinleri anlat bana. Ya da hayallerindeki Lunayı. Aslı olan gerçekleri anlat bana, mesela kendisini gerçek bir varlık zanneden zavallı ruhumun, bedenden ayrılışı olabilir. Anlat ki kaybeden beni bulabileyim. Hayata olan inancımı geri kazanabileyim. Peki ya esası olmayan bir inançtan bahsetmek kandırmak olmuyormuydu ?
Belkide en doğrusu hayal , benim dünyamdı. Gerçekler ise koca bir yalandı. Zavallı ruhumun esassız bir gerçeğe , hayal dünyam kadar çok ihtiyacı vardı. En azından soluk alabileceği kadar.
Bu hikaye düzgülü hayatında hiçbir zaman gülümseyemeyen , nedensizce insanlar arasından soyutlanan aciz bir kızın yitirdiği değersiz bir hayattı. Belki , sadece madara insanların yüzünden yitirilen önemsiz bir zaman. Belki de kazanılacak yeni ongun bir hayat. Asıl önemli olan ise sadece duyularınla değil, ruhen okumandır.
Ben seni seviyorum...kardeşimden farksız o hem 5 yaş küçük...ufaklıkla ne işim olur...
Dizlerimin üzerinde eğilip kapıya biraz daha yaklaştım..
-Bin gönlüm olsa birini vermem.. Benim gözüm sadece seni görür... Hem görmedin mi erkek çocuğundan farksız.. Kıskanacağın son kişi bile değil...
Titreyen dizlerimle ayağa kalktım... Perdeyi araladım.. Balkona çıktım.. Semih gelen sesle başını bana çevirdiğinde.elinde telefon öylece kaldı... Gözlerine baktığımda anlamıştı onu duyduğumu.. Balkonda duran kitabımı aldım ve tekrar içeri girdim... Kapıyı kapatıp perdeyi çekmeden son kez yüzüne baktım..
Ve o perdeyi kapattıktan sonra yıllarca onun olduğu tek bir gün açmadım...