Kurtuluş Yok

Kurtuluş Yok

  • WpView
    LETTURE 1,084
  • WpVote
    Voti 242
  • WpPart
    Parti 10
WpMetadataReadIn corso
WpMetadataNoticeUltima pubblicazione lun, ago 5, 2019
WpInfo
Narrativa
Fantasy
Başlangıç Tarihi: 12.07.16 Tik tak Tik tak Tik Tak 547 gün. Eva 547 gündür kimseyi görmedi. Kendi adını bile dilinde çevirmeye uğraşmadı. Belki de ses telleri artık işlevini yitirdi. İnce, küçük boy, çizgili bir defteri ve birkaç tane tükenmez kalemi var. İçlerinden birkaçı çoktan tükendi. Uzun bir süreden sonra düşünmeyi bıraktı. Herkes için en iyisinin bu olduğuna kendini inandırdı. Kendisinin bir canavar olduğu gerçekliği ile hücresinin ufak penceresinden gri gökyüzünü izlemekten ve her güne pay ettiği kalemin mürekkebi ile aklında kalan ufak düşünce kırıntılarını yazmaktan başka yapacak bir şeyi yok. Umudu yok. Hayali yok. Hevesi yok. Kimsesi yok. Belki de kendi benliğini bile kaybetmek üzere. Ona uzanacak olan yardım elini bile tutamaycak durumda. Çünkü o eli tuttuğu anda yok olacağının farkında.
Tutti i diritti riservati
#90
hain
WpChevronRight
Entra a far parte della più grande comunità di narrativa al mondoFatti consigliare le migliori storie da leggere, salva le tue preferite nella tua Biblioteca, commenta e vota per essere ancora più parte della comunità.
Illustration

Potrebbe anche piacerti

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ-Düzenleniyor-
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • KIZIL GECE
  • Kanlı Lordun Gelini
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

Più dettagli
WpActionLinkLinee guida sui contenuti