Mathilda eline tutuşturulan kitabı incelemeye başladı .Ne kadar da kalındı? Kızıl saçlarının ardında canlanan ateş kızılı hareler güneşte parladı , ince parmaklarıyla kızıl kahkülünü itti ve ince çerçeveli gümüş gözlüğünü düzeltti kitabın başlığını yüksek sesle okudu ''Pandora ''Kitabın kapağını göz alıcıydı , uzun ince parmaklarını kitabın cildinde gezdirdi ve rastegele bir sayfaya çevirdi.Şöyle yazıyordu:
Prometheus insanlara kalkan görevi görmesi için Olimpus Koridorlarını aydınlatan kutsal ateşi insanlara armağan etti.Zeus'un damarlarında kan yerine öfke lavları aktı , yalnızca erkeklerden oluşan insanoğluna dişiler oluşturdu .Pandora ismini verdiği ilk insan dişi yeryüzünün ilk kadınıydı. Olağan üstü güzelliği, baş döndürücü zerafeti ve üstün aklıyla o Pandoraydı.Yaratıcının hediyesi anlamına geliyordu.Olimpusda ki herkesin el birliğiyle oluşturduğu ve üstün özelliklerle gelişen Pandora insanlığa gönderilen bir cezaydı. Zeus onu yeryüzüne gönderirken , ona sihirli bir kutu da armağan etti.Kutu ihtişamlıydı,göz alıcıydı, asla açılmaması tembih edilmişti fakat merakına yenilen Pandora kutuyu açtı Kutunun açılmasıyla yeryüzü değişti , doğa ana uzun bir süre yas tuttu o sene çiftçilerin mahsulleri asla ürün vermedi , meyveler olgunlaşmadan çürüdü , toprak daima olduğundan çorak , bulutlar su taşımaz oldu .Bu bir lanetti , işte her şeyin başlangıcıydı .
Lüks ve ihtişam içinde büyüyen Melek, babasına meydan okumasının ardından kendini Karadeniz'in bir dağ köyünde öğretmenlik yaparken bulduğunda kaderin ona sarsıcı bir sürprizi vardır.
Yıllar önce acımasızca reddettiği silik ve sessiz bir genç olan Tahir'in şimdi karşısında Fırtına lakabıyla dağları kasıp kavuran bir yüzbaşı olarak durması tüm dengeleri alt üst eder. Yıkım Timi'nin karizmatik ve disiplinli komutanının gözleri Melek'in hatırladığından çok uzakta, buz gibi keskin ve acımasızdır.
Aralarındaki çatışma kısa sürede alev alarak, yerini inkâr edilmesi imkânsız bir çekime bırakırken Karadeniz'in hırçın dalgaları, sert rüzgârları ve samimi insanlarıyla sınandığı bu yeni düzen; onun için hem gülümsetecek bir savruluş hem de yüreğinin hikâyesini Karadenizli bir adamla yazacağı bir yolculuğa dönüşecektir.
Yürek mevzilerinde sipere yer yok be öğretmen hanım.
Düştüğün an esirsin.
Ben de esirim artık,
Hem Karadenize hem bir çift ela göze...