Herkes, sonsuza dek seveceğini söyler. Sonsuzluğa ise pek azı ulaşabilir...
Ömer, 17 yaşında. Daha "gençliğinin baharında" denecek derecede bir gençti.
Diğer her genç gibi o da hayatı daha yeni yeni öğrenmesi gereken zamanları yaşıyordu.
"Saf sevgi" adını verdiği bu duyguyla da ilk o zaman tanıştı, ve bununla yaşamayı, bunu paylaşmayı öğrendi. Hayatı bambaşka bir boyuta, güzelliğe erişmişti.
Peki ya sevgi, cidden sadece hayatı güzelleştiren şey miydi? Yoksa hayatını güzelleştiren bu şey sevginin saflığı mıydı?
Ve en önemlisi...
Nelerden feragat etmek zorunda kalacaktı? Sonuçları ne olacaktı? Saf sevgi, gerçekten sonsuza dek sürer miydi?
Bir erkeğin gözünden, "Sevgi nedir? " sorusunun cevabı olabilecek bir hikaye...
"Bir seçeneğim vardı. Ben de onu sevmeyi seçtim. "
Ben : anneni ara.
Oğuz:ne ?
Ben: sen sinem teyzenin oğlu değil misin?
Annen onu aramanı söylüyor.
Oğuz : peki bunu o niye söylemiyor ?
Ben : şarjı bitmiş?
Oğuz : şarjı bitmişse ben onu nasıl arayacağım peki ?
Ben yazıyor...
Ben çevrimiçi...
Ben : bir dakika oha doğru?
Şarjı bitmişse nasıl arayacaksın ?
Oğuz : bu küçük detayı yeni fark etmen gözlerimi yaşarttı.
Ben : sen bana Altan altan laf mı soktun ?
Hayırlı bir evlat olup annen ara demeden arasaydın böyle olmazdı 🙃
Oğuz : şimdi de sen mi bana laf sokmuş oldun?
Ben : haspinAllah sınanıyorum herhalde , git ara ne bilim ben ya.
Laf filan da sokmuyorum ayrıca.
Oğuz : sen kimsin ?
Ben: komşunuz ?
Oğuz : komşumuz kim?
Ben : evine gelseydin bilirdin.
Oğuz :geldiğim zamanlarda oldu ama tanımıyorum seni ?
Ben : o da senin kayıbın olsun hayırsızlığı bırakıp evine uğrarsın artık belki ?
Oğuz : bu aralar sanmıyorum.
Ben : benim ruhumda hayırsızlık diyorsun.
Oğuz :hayırsız olsaydım bu vatanı korumak için canımı feda etmezdim.
Ben :ne ?
Oğuz: tek hayırsız ben değilmişim anlaşılan , komşusunun oğlunun mesleğini bilmeyen bir komşu kızı.
Ne üzücü.
Tanışalım yüzbaşı Oğuz Türk...