



















Hayatsızlar, hayatın adaletsizliğiyle bir akşam yemeğine çıkmışlar. Yollar engebeli ve kumluymuş. Şık kıyafetlerle, bedenlerindeki yara izlerini ve ruhlarındaki iyileşmeyen acıları gizlemek istemişler. Maskeli şeflerin yaptığı, iki yüzlü garsonlarınsa getirdiği tek ayak üstünde söylenmiş yalanlarla doyurmuşlardı karınlarını. Boğazlarından geçen her bir lokma birer ateş parçasından ibaretti. Gözyaşlarıyla giderilen susuzlukları vardı onların. Onların dediğim, hayatsızların... 🦋 "Yani... Tanımak isterdim seni ama sen buna izin vermiyorsun. Annen hakkında bile tam bilgi vermiyorsun bana. Sorsam şimdi baban ne demek istedi diye, ona da asla cevap vermeyeceksin ama ben içimde binlerce senaryo uydurup en boktan olanını seçip hikâyenin sonunu bir şekilde tamamlayacağım." "Sana ne be benim hikâyemden. Sen benim hikâyemdeki bir bölümsün, bir paragrafsın belki de. O kadar. Ötesi olmaz. Nokta geldiğinde yeni bir bölüme, yeni bir cümleye başlayacağım. Hikâyemin ortasında gelip de beni başa saramazsın neticede." Buradan gitmek için beton zeminden indiğimde Yiğit'in sesini duydum. "Öyle olsun Lila Hanım. Hikâyenin en azından bir parçası olmaktan şeref duyarım. Tamamı olamadık ama..." dedi hayranlıkla ve hatta minnetle. 🦋 Çağan Şengül - Kelebek
More details