Kış
  • WpView
    LETTURE 49
  • WpVote
    Voti 6
  • WpPart
    Parti 1
WpMetadataReadIn corso
WpMetadataNoticeUltima pubblicazione ven, ago 5, 2016
Kış, onun sadece en sevdiği mevsim değil; duyguları, fikirleri ve yaşamıydı. Her kar tanesi, her ayaz onun düşüncelerini açıyor, sonra da bu soğuk havaya inat ciğerlerini ısıtacak bir sigara yakıveriyordu. Bulunduğu şehir yaşadığı hayat için fazlaca büyük, duyguları için dardı. Atlas, çocukluğundan beri her türlü zorluğu gerek zekası, gerek psikolojik gücü sayesinde aştı. Hiçbir zaman intihar edecek kadar zayıf olmayacağını söylerdi. Ancak şimdi karşı karşıya olduğu manzara onu korkutuyordu. Babası bir Genetik Mühendisi, annesi ise mimar olan Atlas'ın, ebeveynleri uzun bir zaman önce ayrılmıştı. Hep kendisiyle ilgilenen babası bile artık ona yardım edemezdi.
Tutti i diritti riservati
Entra a far parte della più grande comunità di narrativa al mondoFatti consigliare le migliori storie da leggere, salva le tue preferite nella tua Biblioteca, commenta e vota per essere ancora più parte della comunità.
Illustration

Potrebbe anche piacerti

  • SİYAHIN BEYAZI
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • HER KİMSEN
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • Aile Sırları
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • ISSIZ ADA (+18)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Più dettagli
WpActionLinkLinee guida sui contenuti