Sevgi, gönül dallarında sallanan küçük bir çocuk gibidir. Şımarıktır, nazlıdır ve fazlasıyla sevimlidir. Bazen öyle hızlı sallanır ki seni havalara uçurur, kalbini titretir. Bazen sakin sakin sallanır, huzur verir dinlendirir. Bazen ise tam şeker bulutlara dokunacakken düşüverir, diz kapakları yaralanır. İşin kötü yanı ise dal kırılmıştır. İp toprağa yayılmıştır. Vazgeçmez çocuk, tüm dallar kopana kadar salıncak kurup yeniden seni sevgiye doyurmak için uğraşır.
Bir adam, gönül dalları kırıktır, çocuk artık büyümüş, salıncağa binmek onun için saçma gelmiştir.
Ünlü yazar Mehmet Demir, her zaman ki gibi yeni romanını ele geçirmektedir lakin işler hiçte istediği gibi gitmez. Evine giren kadın ile olaylar sarpa sarar, ucu bucağı bulunmaz, bu işin içinden ne çıkmak isterler ne de çözülecek bir yanı vardır.
Bir varmış, bir yokmuş...
Günün birinde upuzun bal rengi saçları olan güzeller güzeli bir kütüphaneci, sıradışı bir masal kitabı okumaktaymış.
Hayatı boyunca her daim yapayalnız olan bu kadın, masal kitabında tıpkı kendisi gibi yalnızlıktan ölen bir kadına öyle üzülmüş ki kitabın başında ağlaya ağlaya bitap olmuş.
Hüzünle masal kitabının eski sayfalarını çevirirken garip bir şeyi fark etmiş.
Okuduğu resimli kitapta hikâyesine kahrolduğu karakterin çizimi tıpkı kendi yüzüne benziyormuş.
Dehşet içinde kitabı kütüphane müdürüne götürmek için ayaklandığında üst raflardan kafasına düşen bir kitap, hayatını kaybetmesine neden olmuş.
Gözlerini kapatırken ölümün ani soğukluğu tarafından ele geçirilmiş.
Yeniden gözlerini açtığında ise okuduğu masal kitabı dışında hiçbir şey hatırlamıyormuş.
Ancak onu asıl şaşırtan, yapayalnız olduğu için üzüldüğü kadının bedeninde uyanmasıymış...
Vivara Thasisa'nın...