karnımda bir ağrı ve ağzımın içinde metal tadi Var tıpkı kusmadan önce insanın ağzına gelen tat gibi
yatak odamın penceresinden Yağmur un hızlı adımlarla köşeyi döndüğünü gördüm gözlerimi kapayıp saymaya başladım kim oldugunundan emin değildim ne olduğundanda emin değildim oynayacaktim eğer sıfıra kadar Yağmur un burada olursa okula gidecek yok Burada olmazsa hasta olup evde kalacaktım on,dokuz ,sekiz,yedi,altı ,beş,dört ,üç ,iki,
bir,sıfı...
Yağmur un posta kutumuza eliyle vurarak çıkardığı ses tam "r" harfine. denk gelmişti şimdi her zamanki anahtar arama telaşı başlamıştı
"kim bu sabahın köründe gelen? tanrı aşkına saat daha yedi buçuk !"diye merdivenleri başında durmus homurdanıyordu babam "ya yangın ciksaydı ?hepimiz içeride kilitli kalırdık,"diye mutfaktan bağırdı annem yangın alarmı annemin sözünden etkilenmiş gibi en yüksek tonda ötmeye başladı
Yazar :Anthony Browne
Atakan Eralp, Birce'nin hayatına bir rüzgar gibi girip çıkmıştı. Arkasında da bir ehliyet, iki kare fotoğraf ve tutulmamış bir söz bırakmıştı. Birce ise Atakan'ın yakasını öyle kolay kolay bırakmayacaktı. Atakan'a ulaşmak için çevirdiği dolaplar biraz fazla başarılı olduğunda kendisini fenomen bir spor programının aksi ve soğuk yönetmenin asistanı olarak bulmuştu. Artık Atakan'a gölgesi kadar yakındı, yalnızca ufak bir sorun vardı. Atakan dahil olmak üzere herkes, Birce'nin kanal sahibinin şımarık torunu olduğunu zannediyordu. Atakan'ın yanına sızmak kolaydı. Ama sosyetenin prensesi Birce Soyak'ın tacını taşırken kalbine sızmak hiç kolay olmayacaktı...