NASIL HACKER OLUNUR

NASIL HACKER OLUNUR

  • WpView
    Reads 64,083
  • WpVote
    Votes 1,058
  • WpPart
    Parts 23
WpMetadataReadComplete Wed, Sep 7, 2016
Bu Kelime bir çok internet kullanıcısını cezbeder . "HACKER" Herkes Hacker olmak ve hacker olarak tanınmak ister . Çün ki , Hackerler İnternet Dünyasının Krallarıdır. Bilgili bir hacker Sistemlere sızarak istedigini alır , Bir Hacker ; Polis , Savcı , Yargıç ve aynı zamanda İnfaz Memurudur. Yani Bilgisini kullanarak bir kişiyi veya bir sistemin açıgını yakalar , Sorgular , cezayı keser ve infazı uygular.. Bu özelliklere sahip olan bir kişi olmak bu yüzden her internet kullanıcısının hayalidir.hacker olmak istiyosanız bu kitabı okuyun.
All Rights Reserved
#105
virüs
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Kader ipliği
  • PRENSESİN SIRRI
  • Labe Nehri'nin Işığı: Mahfiruz
  • Bir Varis Uyandı
  • |kalp doktorum|  ~AlYap~  ✓TAMAMLANDI✓
  • Kan bağı ( Gerçek Ailem)
  • Benden Sonra Ölme Çiçeğim... [TAMAMLANDI]
  • Suça İtilen Çocuklar (Juveline Justice)
  • IŞIK DİYARI (ASTERİA)
  • İmparator İle Zorla Evlilik

"Kadere inanır mısınız? Ben inanıyorum. Aslında sadece inanmakla kalmıyor, onu görüyorum." Diana. Adımı söylerken bile dudaklarımdan dökülen bu kelime, taşıdığım o tuhaf, görünmez yükün gölgesinde kalır. Kaç yaşıma gelirsem geleyim, sabah uyandığımda aklıma düşen ilk şey, o ipliklerin sessiz fısıltısı oluyor. Evet, yanlış duymadınız. İnananların kaderini, daha doğrusu ruh eşlerini görüyorum. Her insanın sol bileği, doğduğu andan itibaren, Kaderin Kızıl İpliği denen o narin, incecik bağ ile mühürlenir. Bu iplik, tıpkı damarlarımızdaki kan gibi görünmezdir çoğu kişiye. Ama ucu, ister kıtalar ötesinde olsun isterse yan masanızda bir kahve içiyor, ruh eşinizin bileğine sıkıca bağlıdır. Mistik bir bağ, zamandan ve mekândan bağımsız bir söz. Benim içinse, dünya, bu kızıl ipliklerin ördüğü dev bir dokuma tezgâhı gibi. Caddede yürüyen her yabancının, mağazadaki her çalışanın, gökyüzüne salınan her kuşun bileğinde o ince, titrek kırmızı parıltıyı görüyorum. Bazen iplikler birbirine karışmış, bazen gerilmiş, bazen de kopmaya yüz tutmuş bir halde. Ve ne zaman iki iplik birleşse, yani iki ruh eşi karşılaşsa, etrafa yayılan o anlık sıcaklık ve parıltı... Paha biçilemez. Peki ya benim ipliğim? Elbette, benim de sol bileğimde, diğerlerinden farksız, bir kızıl iplik var. Bileğimden doğup, odamın tavanına doğru kıvrılarak yükselen bu bağ, bilinmeyene, benim "Ruh Eşim" denilen o kişiye uzanıyor. İsteseydim, onu bulabilirdim. Yeteneğimi kullanarak ipliği takip edebilir, o son düğümü atacak kişiye ulaşabilirdim. Ama etmedim. Hiç merak etmedim. Bunca yıl, başkalarının mutlu sonlarını izleyen bir seyirci olmakla yetindim. Çünkü kim, benim gibi tuhaflıkları olan, gereksiz bir yeteneğin yükünü taşıyan, sürekli başkalarının en mahrem bağlarını gören birini gerçekten isterdi ki?

More details
WpActionLinkContent Guidelines