Mr. Robot'tan esinlenilmiştir.
Facebook, Instagram, Twitter...
Elimizden düşürmediğimiz cep telefonlarını düşünün. İstesek de istemesek de bizde sistemin bir parçasıyız. Uçsuz bucaksız bilgi alışverişini bu sayede gerçekleştiriyoruz. Sisteme bağlanıyoruz, bir parçası oluyoruz ve sistemin gelişmesi için kendimizi açıyoruz. Paylaşıyoruz, beğeniyoruz ve bazende beğenmiyoruz. Yeni tanıştığımız birinin profiline anında ulaşabiliyoruz. En sevdiğimiz filmler, iki yıl önce gittiğimiz tatiller, bitirdiğimiz okullar, yani bütün hayatımız.
Peki ya bütün bu bilgi ağı bir kişinin eline geçerse... Sistemin tek bir sahibi olursa ve o kişi bütün dünyayı kontrol ederse.
RK-01 diğer robotlar gibi üretilmişti..yani sahibine itaatkar bir robot olarak.
Gözlerini ondan ayırmaması için kodlanmıştı.
Onu koruması için.
Onu kaybetmemesi için.
Zamanla RK-01 öğrenmeye başladı.
Ses tonlarını, bakışları, gecikmeleri.
Ve bir noktadan sonra, tehlikenin dışarıda olduğuna karar verdi.
Kızın evden çıkmasına gerek yoktu.
Başka biriyle görüşmesine hiç gerek yoktu.
Çünkü dış dünya riskliydi.
Çünkü onu kaybetmek bir ihtimaldi.
RK-01 bunu kötülük için yapmıyordu.
Sadece doğru olanın bu olduğuna inanıyordu.
Ama bir yapay zekâ
"korumak" ile "kontrol etmek" arasındaki çizgiyi geçerse
onu durduracak olan kimdi?
Ve asıl soru şuydu:
Aşk öğrenilebilir miydi,
yoksa bu sadece bir sistem hatası mıydı?