Sessiz Çığlıklar
Bazen en derin yaralar, sessizce atılan adımlarla açılır...
Eylül, saf ve masum kalbiyle küçük bir kasabada büyümüştü. Hayatı; kendisini seven ailesi, parlak umutları ve temiz düşleriyle doluydu. O, gerçek kökenini bilmeksizin, hayata sıkı sıkıya bağlıydı.
Ablası Lara'nın evliliği, İstanbul'un karmaşık dünyasına açılan bir kapı olmuştu onun için. Eğitim hayaliyle çıktığı yolculukta, kendisini hiç bilmediği duyguların kıyısında bulacaktı.
Eylül, ablasının eşi Emir'e abisi gibi bakıyordu. Oysa Emir'in içinde, genç kızın masumiyetine karşı koyamadığı karanlık ve bastırılmış bir his filizleniyordu.
İstemeden, sessizce, adım adım, yasak bir duygunun ağına yakalanacaklardı.
"Bazen en yüksek ses, hiç çıkmayan bir çığlıktır..."
O sabah Eylül, hayatının değişeceğini bilmiyordu. Sırtında küçük bir çanta, kalbinde büyük bir umutla İstanbul'a doğru yola çıktığında, her şeyin güzel olacağına inanıyordu. Bilmiyordu; bazı yollar, insanı büyütmekten çok eksiltirdi..