Bazen sadece küçük bir çarpışma, en büyük aşklara mensuptur.
Bazen bir okul değişikliği, bazense bir göz çakışması.
Ve bazen, üzerinize ansızın dökülen sıcak kahvenin teninizde bıraktığı yanma hissi.
Bu hikayede ne erkek suçluydu, nede kız masum.
Bu hikayede kız, geçmişinin karanlığının şiddetini arttırıp, vicdanının tepesine bindiği, yalnızlığa mahkum bir katildi.
Bu hikayede erkek, hayata sadece 1 kere geldiğinin farkında olduğundan, çılgın ve sempatikliğiyle cana yakın, sıradan bir insandı.
Ve bu ilk görüşte yayılan elektrik, zamanla sevgiyle harmalanıp arada gözyaşlarıyla süslenmişti.
Çocuk, kızı yaşamaya mahkum olduğu kül rengi hayatın içinden bir çırpıda çekip, kendi gül rengi hayatına birden bire sokup, dünyasını tepe taklak etmişti.
Kızın kahramanıydı o.
Ailesi olmadan büyüyen her kızın ihtiyacı olan kahramanıydı..
Ben seni seviyorum...kardeşimden farksız o hem 5 yaş küçük...ufaklıkla ne işim olur...
Dizlerimin üzerinde eğilip kapıya biraz daha yaklaştım..
-Bin gönlüm olsa birini vermem.. Benim gözüm sadece seni görür... Hem görmedin mi erkek çocuğundan farksız.. Kıskanacağın son kişi bile değil...
Titreyen dizlerimle ayağa kalktım... Perdeyi araladım.. Balkona çıktım.. Semih gelen sesle başını bana çevirdiğinde.elinde telefon öylece kaldı... Gözlerine baktığımda anlamıştı onu duyduğumu.. Balkonda duran kitabımı aldım ve tekrar içeri girdim... Kapıyı kapatıp perdeyi çekmeden son kez yüzüne baktım..
Ve o perdeyi kapattıktan sonra yıllarca onun olduğu tek bir gün açmadım...