Oğlum dedi, yüzümü görmeye tahammül edemeyen adam, çalışıp ona para vermiyorum diye 5 yaşındaki çocuğunu kemerle döven adam, karısını sırf canı sıkıldığı için döven adam. Bana oğlum dedi.
O an bıraktım onu, o an annemin çoçuğunun onu öldürerek ellerini kirletmemesi gerektiğini düşündüm, o an o herifin kendi pisliğinde gebermesi gerektiğini düşündüm. Sonra pişman olacaktım biliyorum, keşke öldürseydim diyecektim ama o an onu orada öylece bırakıp gittim.
Koştum; saatlerce, nefesim kesilene kadar koştum. Ciğerlerim patlayana kadar koştum. Kaslarım yırtılana kadar koştum.
Sevmediğiniz yüzünü dahi görmediğiniz bir adamla evlenmek nedir bilir misiniz?
"Abi yapma kurbanın oluyum!"
Ağlayan gözlere abime baktım, baba yarıma en değerlime.
"Ben diyeceğimi dedim, iste yada isteme Azad'la evleneceksin Evin."
...
Mutfağa girip elerimi tezgaha yasladım. Arkamda hissettiğim kara gölge ile kaşlarımı çatıp arkamı döndüm. Uzun boylu, kumral özenle şekillenmiş saçları, yeşil ormanı andıran gözleri ile karşımda duran adama baktım.
"Ne işin var senin burda?"
Elerini cebine koyup rahat bir ifadeyle parmak uçlarında yükseldi.
"Müstakbel karnımı görmek istemiş olamamı?"
Sinirle burnumdan soludum.
"Ben senin o tanıdığın kızlara benzemem bir tane çarparım ağzının üstüne!"
Yeşil hanelerini kısarak baktı yüzüme.
"Bu sözlerini sana yerdireceğim zamanı iple çekiyorum Ceylan gözlü."
Sonda kullandığı hitapla dudaklarımı yaladım. Gözleri dudaklarıma kayınca vücudum gerilmişti...
(İmdadım kitabımı okuduktan sonra bu kitabıma okumanızı tavsiye ediyorum kafanızın karışmaması için.)
Evin ve Azad
(kurgu; yetişkin içerik bulundurur.)