Adına telefon denilen ve günümüzde bazı insanlardan bile akıllı bir hale gelebilmiş olan bu kutuyu icat eden Graham Bell, "ÇAĞRI MERKEZİ" denilen oluşumu görseydi ne düşünürdü?
Sizlere sadece bir telefon kadar uzak olan müşteri temsilcileriyle bir gün geçirebilseydiniz ve onları iş yerlerindeyken gözlemleyebilseydiniz ne düşünürdünüz?
Körpe bedenini, adına eğitim yuvası denilen ama daha çok, soğuk duvarlar eşliğinde vizyonsuzluğun bir kalıba sokulmuş hali gibi duran vasat bir lisede çürüten Seda gibi, aynı zamanda çalışmak zorunda olsaydınız hayattan beklentiniz ne olurdu?
Ve son soru!!! Peki ya babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?
Sıkışık bir otobüsteyken sadece nefes alabilmeyi hayal ettiğinizi ve yaşamınızın her anının da bu sıkışık otobüsten farksız olduğunu hayal edin... Sabahları eğitim hayatına devam etmek zorunda olan ve öğleden sonralarında da bir çağrı merkezinde çalışmak zorunda kalan, fakir ama gururlu genç Seda için, bu sıkışık otobüsün havalandırmasını açabilecek tek bir kahraman vardı ve onun adı da kimsenin konuşmaya bile cesaret edemediği EVRİM' di...