İŞ ARKADAŞIM

İŞ ARKADAŞIM

  • WpView
    Membaca 1,415
  • WpVote
    Vote 330
  • WpPart
    Bab 15
WpMetadataReadBersambung
WpMetadataNoticePublikasi terakhir Sab, Nov 26, 2016
Adına telefon denilen ve günümüzde bazı insanlardan bile akıllı bir hale gelebilmiş olan bu kutuyu icat eden Graham Bell, "ÇAĞRI MERKEZİ" denilen oluşumu görseydi ne düşünürdü? Sizlere sadece bir telefon kadar uzak olan müşteri temsilcileriyle bir gün geçirebilseydiniz ve onları iş yerlerindeyken gözlemleyebilseydiniz ne düşünürdünüz? Körpe bedenini, adına eğitim yuvası denilen ama daha çok, soğuk duvarlar eşliğinde vizyonsuzluğun bir kalıba sokulmuş hali gibi duran vasat bir lisede çürüten Seda gibi, aynı zamanda çalışmak zorunda olsaydınız hayattan beklentiniz ne olurdu? Ve son soru!!! Peki ya babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? Sıkışık bir otobüsteyken sadece nefes alabilmeyi hayal ettiğinizi ve yaşamınızın her anının da bu sıkışık otobüsten farksız olduğunu hayal edin... Sabahları eğitim hayatına devam etmek zorunda olan ve öğleden sonralarında da bir çağrı merkezinde çalışmak zorunda kalan, fakir ama gururlu genç Seda için, bu sıkışık otobüsün havalandırmasını açabilecek tek bir kahraman vardı ve onun adı da kimsenin konuşmaya bile cesaret edemediği EVRİM' di...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
#855
patron
WpChevronRight
Bergabunglah dengan komunitas bercerita terbesarDapatkan rekomendasi cerita yang dipersonalisasi, simpan cerita favoritmu ke perpustakaan, dan berikan komentar serta vote untuk membangun komunitasmu.
Illustration

anda mungkin juga menyukai

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • RUH-U REVAN
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • ASENA
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

Detail lengkap
WpActionLinkPanduan Muatan