Story cover for BELDAR by BiCeruVar
BELDAR
  • WpView
    Reads 48,933
  • WpVote
    Votes 2,393
  • WpPart
    Parts 27
  • WpView
    Reads 48,933
  • WpVote
    Votes 2,393
  • WpPart
    Parts 27
Ongoing, First published Nov 14, 2016
Uzun mu, kısa mı? 
        Kaç hayat sığar bir  saniyeye? 
        Kaçı mahvolur? 
        Kaç ömür kurtarılabilir peki? 
        Bir saniyenin değerli olduğunu toprakları uğurunda verilen kanlar ile ölçüp biçmişlerdi.
        Üç adam, üç cengaver, nasıl anlatılır bilinmez ama bir araya gelmeleri vatan sevdaları sayesinden olmuş üç aslan yürek. Gurur, Onur, Tugay... Duruşlarında Türk topraklarının yenilmez çevikliği, bakışlarında alevlenen bir vatan evladı, ruhlarında ise kaybetmeyi asla kabul etmeyen dik başlılık.  Bu yola baş koydukları andan itibaren geride bıraktıkları hayatlar, onlar için yeni bir gelecekten ibaretti. 
        'Bayrağımız şerefimizdir bu bayrağa uzanacak her elin sahibi de bizim için bir leştir.' bir komutan sesi yankılandı duvarı olmayan arazide. Karşısındaki ekibin toyluğunu, içlerinden vazgeçeceklerin olacağını bilse dahi alnından akan terle, gırtlağından kopan bağrışıyla öğrendiği her detayı da bıkmadan öğretecekti. Ancak adam çakır mavilikleriyle öylesine emin bakıyordu ki daha şimdiden çekingenlik sarmıştı karşısındaki ekibi.  
        Kan gibi kızıl bir söz, bayrak, vatan, millet, umut... Sırtlarındaki onlarca kilo, yüreklerindeki toprak sevdasından daha hafif geliyordu. Bir de her daim omuzları üzerinde olan kefenle meydan okuyorlardı hayata. Bu işin şakası yokken hayatın başlı başına bir espiri niteliği taşıması ise acımasızlığın ana rotasıydı.
        An geliyor derin mavi sular, an geliyor keskin soğuk hava ve an geliyor tek kişinin dahi aşması zor olan daracık alanlardan yürüyorlardı. Akıllarında da yüreklerinde de tek cümle;
        'Biz şekil için yaşayıp, tarz için ölenlerden değiliz. Biz şeref için yaşayıp, vatan için ölenlerdeniz.'
        Onlar için sevda,
        Merhamet,
        Uyku,
        Onlar için huzurlu bırakılacak tek bir düşman dahi yoktu.
All Rights Reserved
Sign up to add BELDAR to your library and receive updates
or
#27sat
Content Guidelines
You may also like
Ay🌙 ve Güneş ☀️  by ElifHanerli7
33 parts Ongoing
Gerçek Ailem (Bebek)Kurgusu "Ay gökçek bir oğlandı. Suskun, ağırbaşlı... Güneş ise güzel bir kızdı. Duygusal, kırılgan... Ay, Güneş'e âşıktı. On beşlediği bir gün, kalbini ona açtı. Meğer Güneş de Ay'ı seviyormuş; ama bu aşkı dile getirmeye cesaret edememiş. Ay'ın sözleri ona güç verdi. Ve o gün, ilk kez aynı duyguda buluştular. Ay'ın her on beşlemesinde bir araya geldiler. Gelecek hayalleri kurdular. Son buluşmalarında evlenmeye bile karar verdiler. Ama bu mutluluğu kıskanan bir cazı (cadı) karısı, Güneş'in kulağına Ay hakkında yalanlar fısıldadı. Güneş soğudu. Ay ise olan bitenden habersizdi. Güneş'in etrafında dolandı durdu. Suskunluğuna anlam veremedi. Çok üzüldü. Bir gün Güneş, Ay'a dedi ki; "Boşuna peşimde dolaşıp durma. Seninle evlenmeyeceğim. Benden umudunu kes." Ay bu sözleri anlayamadı. "Kıyamete kadar senden umudumu kesmeyeceğim," dedi. "Bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın." O günden sonra konuşmadılar. Ama Ay, Güneş'i unutamadı. Her on beşlemesinde hasretle ona bakmak istedi. Güneş ise parmaklarını uzatıp gözlerini kapattı. İnsanların Güneş'e bakamamasının sebebi de buydu. O yakıcı ışıklar... Güneş'in ince parmaklarıydı." Yetimhane müdürü sustu. Sonra bakışlarını iki küçücük çocuğa çevirdi. Mavi gözlü olana baktı. Gri gözlü olana baktı. "Demem o ki," dedi, "bu mavi gözlünün adı Güneş, gri gözlünün adı da Ay olsun." "Adları gibi yaşasınlar."
Aksay Aşireti (Gerçek Ailem) by misayyakacik
49 parts Ongoing
"Bu saçmalığa son vermezseni-" adam bi adım bana yaklaştı. O an içimde fırtınalar kopmaya başlamıştı bile soğuk sesiyle fısıldadı "Senin soyadın Aksay. Sen Derin Kaya Aksaysın" dedi. Yüzüne tükürdüm "Bir daha bana Aksay dersen o ağzını yerinde bulamazsın" dedim hırsla. İki adam beni tutuyodu debelensem bile fayda etmedi. AKSAY KONAĞI denen yere gelmiştik. "Bırakın beni" derken bile bütün Mardini inletmiştim kapılar açıldı ve beni zorla içeri götürdüler Etrafımda insanlar vardı bana kınayıcı gözlerle bakanlar, ters bakışlar,heyacanlı bakışlar her türden üstümde gözler vardı. Karşımda 7 kişi duruyodu, bunlardan 5 abim yaşında kişiler , 1kadın ve 1 adam vardı. "Bırakın ula size demedim mi saçının teline bile zarar gelmicek" diye bağırdı esmer bi genç. Kollarımı bırakınca derin nefes aldım "Derhal beni bırakıyorsunuz kimsiniz siz, sizin bu yaptığınız şeye adam kaçırma derler" diyerek haykırdım Adam bi adım atınca bende otomatik geri adım attım. Bunu görünce yüzü düştü "Herkes beni iyi dinlesin. Derin Kaya benim öz be öz kızımdır, ona saygısızlık eden bana etmiş olur duydunuz mu beni" diye bağırarak konuştu Güldüm "Ben senin kızın falan değilim,asıl siz anlayın şunu. Ben yıllar önce babamı kaybettim , şimdi ise gelmiş karşıma ben senin babanım şaka mısınız siz". "BEN DERİN KAYA ÖZTÜRKÜM. AKSAY DEĞİL ÖZTÜRK ÖLEN ANNEMİN SOYADINI GURURLA TAŞIYAN Bİ KIZIM. HERKES ASIL BUNU ÖĞRENSİN" herkeste fısıldamalar başladı.....
FERAYE | NEFRETTEN AŞKA  by mavverra
47 parts Ongoing
Bir odayı karıştırmak hayatını yerle bir etmeye yeter mi? Sadece biraz dinlenmek istemişti. Ama gözlerini açtığında zenginliğin içinde kaybolmuş kibirli bir adamın yatağındaydı, hem de yalnızca bir havluyla. Feraye zengin bir aileye gelin giden ablasının yanında yaşamak için geldiği yalıda yalnızca huzurlu bir hayat arıyordu. Ancak gecenin bir yarısı yanlış bir odaya girip tanımadığı bir adamın yatağında uyanmasıyla her şey geri dönülemez şekilde değişti. O geceden sonra hayatı artık ona ait olmaktan çıktı. Karşısında kibriyle sinirlerini zorlayan ama varlığıyla kalbini darmadağın eden bir adam vardı. Bazı sınavlar kaçmakla geçilmezdi, bazı duygular görmezden gelinmezdi. Ve bazı adamlar unutulamazlardı. ❝"Kucağımdasın." dedi alçak bir sesle. "Dün gece seni elimle getirdim ve vücudunda hâlâ izlerim var." Beni daha çok çekti kendine doğru, kendi alt bedenine doğru bastırdı. Onu hissedebilmek muazzam bir arzu uyandırıyordu bedenimde, sağduyu ve mantığımın yerini şehvet ve ihtiras alıyordu. "Arzu duyduğunu, beni ne kadar istediğini biliyorum." Nefesim hızlandı, söyledikleri ne yazık ki tamamen gerçekti. Onu delice arzuluyordum, hatta bazen rüyamlarımda bile gördüğüm oluyordu. Bu yüzden kasıklarım sızlıyor şu an, bu yüzden ateş bastı bedenimi. Yüzü yüzüme daha çok yaklaşınca burunlarımızın uçları birbirine değdi, dudaklarım öpülme arzusuyla karıncalanmaya başlamışlardı. Onun temasına kayıtsız kalamıyordum, korkunç bir ten uyumu vardı aramızda. "Kaçman bunu değiştiremez." Konuşurken dudakları benimkine dokunuyordu, kendimi tutamayıp ilk hamleyi yapan olmaktan korkuyordum. "Ben de seni istiyorum." diye ekledi en son, zaten hemen ardından dudaklarıma kapandı.❞ ▪︎Yaş farkı vardır. ▪︎Cinsel içerik vardır. Cinsellik, küfür ve hassas içerikler barındırmaktadır. Rahatsız olacaklar okumasın.
You may also like
Slide 1 of 10
Ay🌙 ve Güneş ☀️  cover
BAL ÇÖREĞİ MAHALLESİ cover
İLİŞKİ DURUMU: SENSİN cover
Beni Böyle Sevme/ Texting  cover
RÜZGARIN MELODİSİ | TEXTİNG cover
Aksay Aşireti (Gerçek Ailem) cover
Halısaha |texting cover
SÖZDE AĞA | Texting cover
FERAYE | NEFRETTEN AŞKA  cover
Karven  cover

Ay🌙 ve Güneş ☀️

33 parts Ongoing

Gerçek Ailem (Bebek)Kurgusu "Ay gökçek bir oğlandı. Suskun, ağırbaşlı... Güneş ise güzel bir kızdı. Duygusal, kırılgan... Ay, Güneş'e âşıktı. On beşlediği bir gün, kalbini ona açtı. Meğer Güneş de Ay'ı seviyormuş; ama bu aşkı dile getirmeye cesaret edememiş. Ay'ın sözleri ona güç verdi. Ve o gün, ilk kez aynı duyguda buluştular. Ay'ın her on beşlemesinde bir araya geldiler. Gelecek hayalleri kurdular. Son buluşmalarında evlenmeye bile karar verdiler. Ama bu mutluluğu kıskanan bir cazı (cadı) karısı, Güneş'in kulağına Ay hakkında yalanlar fısıldadı. Güneş soğudu. Ay ise olan bitenden habersizdi. Güneş'in etrafında dolandı durdu. Suskunluğuna anlam veremedi. Çok üzüldü. Bir gün Güneş, Ay'a dedi ki; "Boşuna peşimde dolaşıp durma. Seninle evlenmeyeceğim. Benden umudunu kes." Ay bu sözleri anlayamadı. "Kıyamete kadar senden umudumu kesmeyeceğim," dedi. "Bir gün suçsuz olduğumu anlayacaksın." O günden sonra konuşmadılar. Ama Ay, Güneş'i unutamadı. Her on beşlemesinde hasretle ona bakmak istedi. Güneş ise parmaklarını uzatıp gözlerini kapattı. İnsanların Güneş'e bakamamasının sebebi de buydu. O yakıcı ışıklar... Güneş'in ince parmaklarıydı." Yetimhane müdürü sustu. Sonra bakışlarını iki küçücük çocuğa çevirdi. Mavi gözlü olana baktı. Gri gözlü olana baktı. "Demem o ki," dedi, "bu mavi gözlünün adı Güneş, gri gözlünün adı da Ay olsun." "Adları gibi yaşasınlar."