
Tarih:2 Aralık 2004 Yaş: 6 Göz yaşlarım yüzümü yıkarken yorganı biraz daha üstüme çektim. Bir hıçkırık boğazımda düğüm oluşturduğunda ağlamam daha da şiddetlendi. Kapının gıcırtılı sesini duyduğumda yorganı daha da üstüme çektim. Ve nefesimi tuttum. Belli ki uykumdan uyanıp mutfağa su içmeye gittiğimde odama gelirken beni kovalayan canavar gelmişti. "Hey!" Hayır bu canavarın sesi değildi. Bu babamın sesiydi. Ama keşke canavarın sesi olsaydı diye geçirdim içimden. Çünkü babamla konuşmama kararı almıştım. Ve bu benim için çok zordu. Yatağımın diğer tarafı benden bağımsız şekilde çökerken gözümdeki tuzlu sızıyı bastırdım. "Yorganın altında nefes alamazsın." Karanlıkta görmeyeceğini bile bile omzumu silktim. Ve konuşmadım. 'TIP' oyununu asla beceremezdim aslında. "Küs müyüz?" Sorduğu soru karşısında oynadığım 'TIP' oyununu bozdum. Oynayamadığımı söylemiş miydim? "Bana bağırdın!" Sesim ağladığımdan dolayı kısık çıkmıştı. Ama o sesimdeki kırgınlık tınısını tek o fark ederdi. Çünkü babaydı! Odada oluşan sessizlik gergin bir hava yaratmıştı. Sessizliği bu yüzden sevmiyordum işte! Hiç iyi bir yönü yoktu. Bir kaç dakika sonra yorganın altındaki hava bittiği için kafamı yorganın dışarısına çıkardım. Ve babama baktım. Sırtını görebiliyordum sadece. Neden bana sırtını dönmüştü ki? Yatağımda dizlerimin üstünde oturdum ve o şekilde yürümeye çalışarak babamın yanına geldim. Başını yere eğmişti. Benden saklamak ister gibiydi. Babamın elinin yanında minik kalan elimi babamın bacağına koydum. Ve babamın gözünden akan o yaş elime geldi. İçimi bir kor gibi yakarken yutkundum. Babam... Babam ağlıyordu.All Rights Reserved