Ayrılıklar değil , ayrıntılar öldürür aşkı.
İhtiras getirmez yasakları , vardır aşkın içinde yanıp tutuşmak.
Sen varken topraklarımda , bende yaşamaya değer bir hayat vardı.
Ne zaman ki gittin , o zaman bende bittim.
Kalan yine ben oldum.
Kaçanda sen.
Sonbahar sabahıyla gelecektin elbet. Geldinde.
Peki ben nerelerden çıkıp geleyim şimdi sana.
Emin bile değilim gelmek istediğime. Sana karşı aşk dolu olsamda , yabancısın şimdi sen.
Benim hiç tanımadığım, adını bile bilmediğim ıssız bir sokak misali yabancısın işte.
Karıştık başka hayatlara...izler bıraktık bazı tenlere.
Kirliyiz.
Eskisi kadar temiz bir aşka sahip değiliz. Senden vazgeçmek aklımın ücralarına düştüğünde..."Ben gitmedim" dercesine yeniden geldin.
Bizi yaşamak geçti bizden.
Şimdilerde bir parça "Duman" bir umut "Cem Adrian" misali tutsak kalan mazi ellerde. Gerisi geçti bizden.
Şimdi değil elbet ama birgün cehennemde kavuşacağız bir müddet. Ben seni yaktığım için düşeceğim ,sense yanmaya tutsak kalan gemi olduğun için düşeceksin.
Hedefleri için gözünü karartmış olan Alin, bir yıl daha sınava çalışma kararı alır. Her şeyi bir kenara bırakmış, yalnızca derslerine odaklanmışken, kütüphanede tanıştığı bir adamla sınırlarını koruyacak mı yoksa yıkacak mıydı?
•
Arkamı döndüm ve apartmanın girişine doğru ilerledim. Kapıyı açmak için bir hamle yapacakken sesini duydum. "Alin!"
Omzumun üzerinde ona baktım. Dudaklarındaki o güzel kıvrılma görülmeye değerdi. "Sevgilim veya bir flörtüm olursa, bu yalnızca sen olursun."