Üç farklı şehir, üç farklı insan.
Görmeden, dokunmadan tanışan kalpler...
Çay içmeden günü geçmeyen, incelikten uzak, erkeklere kafa göz, tekme tokat dalacak kadar kaba Miray Demir.
Hayatının %70'i kitapların sayfaları arasında geçen, okulun inek öğrencilerinden biri, mahkeme duvarı kadar sert yüzlü Asena Aladağ.
Utanmaktan uzaylılara benzeyecek kadar kızaran, aşktan anlamayan, dilinden çok kalemi konuşan Neslişah Türksoy.
Ve gecelere taşınan, mesafelere sığmayan hayallerin geçtiği yollar...
Miray: Pardon, yazar hanım ablacığım, hazır el atmışken benim kabadayılığın cep kitabının ilk cümlesini yazmama yardım etsene.
Asena: Bana da yeni kitap yazar mısın? Kitaplığımda yenisi yok.
Neslişah: Saklanacak fare deliği bulur musun bana da? Utanınca kızardığımı kimse görmesin.
Bolca +18 sahne ve biraz şiddet olacak arkadaşlar ona göre okursanız sevinirim
"Bana attığın o tokat'ın karşılığı olmayacak mı sandın hemde tüm sınıfın olduğu bir partide...?
Alin'in gözyaşları yüzünden şelale gibi akıyor bir tanesi inmeden diğer gözyaşı onu yetişiyordu
"Boşuna ağlama ben senin annenin ameliyat masraflarını ve 1 senelik yurt dışı masraflarını karşılayacağım babanla birlikte orda rahat olacaklar sende bunun karşılığında 1 sene ben ne dersem onu yapacaksın altıma gir desem girecek her isteğimi yerine getireceksin ve emin ol yatakta hiç nazik değilimdir" pis pis sırıtır
Alin karşısında ki adama nefretle bakar bu bir sene nasıl geçecekti...