"OBADAKİ AŞK..."

"OBADAKİ AŞK..."

  • WpView
    Reads 126,598
  • WpVote
    Votes 9,913
  • WpPart
    Parts 34
WpMetadataReadComplete Sun, Mar 27, 2022
Karanlığın hâkim olduğu, vicdansızların avere avare gezdiği, bu dünyada ışık aramak bu biraz olanaksızdı... Hayatımızdaki tüm olumsuzluklara rağmen mutluluğu aramak ve yine her zaman ki gibi başarısız olmak... Her zaman kaybetmek ve her zaman savaşmak zorunda kaldığınız hâlde siz yine mutluluğu arar mıydınız.? Sürekli "yaşam ve ölüm" arasında biriydi o. Ya obaya sağ gelecekti, ya da ölü..! Bu bir gün olan bir şey değildi, bu her gün her gece olanaksız olan bir şeydi... İnitkam yemin etmiş bir genç kızdı o. Dünyanın en mutlu insanıydı o. Taki ne idiği belirsiz insanların onun mutluluğunu göz koyup alıncaya dek... Dünyanın en masum insanıydı o. Taki ona ait olanı alıncaya dek... Dünyanın en güzel kalbiydi onun ki. Taki kalbini kıskanıp yerine nefret, öfke, kin ve intikam bırakınca dek. Daha küçük bir kız çocuğuydu o, daha yeni hayata adım atıp öğreniyordu taki ailesini ve 'obam' dediği beldeyi yıkıp kül edinceye dek. O korkunç cehennemden yalnızca o ve Ağabeysi kurtulmuştu lakin bu da yetmemişti, Ağabeysini de aldılar elinden... İmdi tek gayesi vardı 'canım' dediği Ağabeysini bulması... Lakin belalar ve imtihanlar durmaksızın ard arda bir ebabil kuşu gibi yağıyordu... Bu yolda ya Ağabeysini bulacaktı ya da aşkını...! Peki ya ikisini bir arada bulabilir miydi.?
All Rights Reserved
#30
iftira
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • İki Cihan Arasında
  • Taç Ve Şifa
  • Güneşin Ağıdı
  • Karışmış ruhlar
  • Buzun Altındaki Kalp
  • Kara Peçe
  • PƏRİ SƏFƏVİ
  • Zamanda Yolculuk Osmanlı - Çağın Sultanı -
  • Gül-i Saltanat
  • Zahir

"Biri Roma'nın hiç sönmeyen ateşi, diğeri Kayı'nın sarp kayalara çarpan fırtınası..." Söğüt'ün ayazı yerini baharın ilk müjdesine bıraktığında, kader iki ayrı dünyayı tek bir dere kenarında birleştirdi. Bir tarafta Kayı'nın izzetli kızı, kılıcı namusu, bakışı vatanı olan Fatma; diğer tarafta Roma'nın yenilmez komutanı, yüreği buz tutmuş heybetli Flavius. O gün atılan bir ok, sadece bir Moğol nökertini değil, iki düşman kalbi de tam ortasından vurmuştu. Bir bakışta başlayan o sessiz yemin, Bizans'ın soğuk zırhları ile Türkmen obasının kutsal ateş arasına ekilen yasak bir tohumdu. Ve sonra... Araya kan girdi. Araya surlar, dualar ve diller girdi. Yıllar birer birer takvimden dökülürken; biri Roma'nın en keskin kılıcı oldu, diğeri obasının elif gibi dik duran hatunu. Biri Bursa'yı canı pahasına savunmaya yemin etti, diğeri o kaleyi fethetmeyi düşleyen bir neslin evladıydı. Şimdi, aradan geçen koca bir ömürden sonra, kader onları tekrar karşı karşıya getiriyor. Ama bu kez çiçekli kırlar yok; barut kokusu, kılıç şakırtısı ve kuşatma altındaki bir şehrin feryadı var. Yüreğe düşen bir isim, bir imparatorluğun kaderini değiştirebilir mi? İmanın ve sadakatin sınandığı bu meydanda, aşk kendine sığınacak bir kale bulabilir mi? "Gözlerini benden kaçırma Fatma... Ben o oku attığım gün, seninle birlikte kendi kaderimi de vurdum."

More details
WpActionLinkContent Guidelines