Cesur ve güçlü insanlarla tanışmak, karşılaşmak zor bu hayatta. Ben onu tanıdığımda ufacık, masum ve küçücük bir çocuktum. O karanlığa mahkum, sessizliğe hakim birisiydi. Kendini asla belli etmez kim olduğunu söylemezdi. Sadece yazar, okur, çizerdi. Yıllar yıllar geçti aradan. Büyüdüm kocaman bi insan olmuştum artık. Oysa onun yazdıkları hala aklımdaydı. Oturduğu karanlık odada yıllarca yalnız başına kaldı. Kendi ismini hiç bir zaman, hiç bir yerde kullanmazdı. 22 kasım 2015 sabah saat 10 civarıydı, bir kitapçının önünden geçiyordum. Vitrinde kocaman afiş, afişin üzerinde karanlık dünyama hoşgeldin başlıklı bir kitap gördüm. İçeri girdim, yazarın kim olduğuna baktım. Hissetmiştim aslında o olduğunu. Yazarın ismi çaresiz duygulardı. Kendisini hep böyle tanırdı herkes. Oysa ben onu gerçek ismiyle tanımıştım 15 sene önce. Aradım, sordum ne gören var, ne de yerini bilen. Oysa benim ona çok ihtiyacım vardı. Küçüklüğüm, çocukluğum, benliğim herşeyim onun elindeydi çünkü. Ben ailemi tanımıyordum. Çünkü onlar yoktu. Kim bilir, kaç yıldır sarılacak kimsem yoktu. Gölgenin sessizliği, huzur veriyordu bazen bana. Rüzgara, denize, kuşlara anlatırdım kendimi. Ufacık bi sarılmak istemiştim hayata. Elimden aldılar çaresiz duygularımı.. O, olmalıydı yanımda. Gözlerime bakıp, ellerimden tutup bana sarılmasına izin verecektim. O çaresiz duyguları bulamadım.. Kendimi sahile, parka attım. Oturdum yanıma ufacık annesini babasını kaybetmiş yavru, gözleri yaşlarla dolu masum bi köpek yanaştı. Ayak ucuma oturdu gözlerime baktı. Birşeyler anlatıyordu bana. Teselli verdim ona. Sildim gözyaşlarını. Başladım anlatmaya ve ilk defa arkadaşım olduğunu hissettim. Merak etme arkadaş, Bende senin gibi kimsesizim. Bundan sonra sadece ikimiz varız. Sen benim arkadaşım, sırdaşım, dostumsun artık. Ben gençliğimi, çocukluğumu,All Rights Reserved
1 part