Sert bir adamfdı. Konuşmayı sevmez, soru sorulma sına dayanamazdı. Kolay kolay guvenmezdi kimseye başına gelen hiç bir şeyi paylasmaz ailesi ile iyi bir ilişki kurmazdı. Vaktinin çoğunu odasından geçirirdi. Aşk... aşk bir safsataydı. Kimse ona aşktan bahsedemezdi. Kalbi bile. onun kalbi sadece gerçekleri yaşardı. Aşk sadece zaman kaybıydı. Kandırmacaydı. Güven duygularının yerle bir olduğu saçma bir yalandı. O sadece gerçekleri yaşardı. Ve sadece gerçekleri yaşayacak tı. Ama kendini kandırıyordu. Bir gün gelecek hayata dair tüm duvarları yıkılacaktı. Hatalarının bedelini aşık olarak ödüyordu. Yalanlıyor ama aynı zamanda kendini kandırıyordu. Acı olan ise bunu bilmek ti. Ne oluyordu böyle? Duygular artık onda da mı yer ediyordu. Hayır olamazdı. Duygu olmayacaktı hayatında. Hata yapar ama bu hatalarının bedelini ödemesi onun gram umurunda olmazdı. Ödediği bedeller ne asla aklına takılmaz, kafasına takmazdı. Bedel yok! üzüntü yok! Onun istediği ve başardığı, yaşadığı hayat buydu işte. Bir İnanç Kemal Felsefesi "Yüzüme söylemiyorlarsa benim hakkımda ne düşündükleri umurumda değil." Ama şimdi kırdığı kalp onun canını yakmaya başlıyordu. Mutluluğu haram kılmıştı kendine. Eski ruhsuz hayatını özlüyordu. Hayır! Asla! Özlem de yoktu hayatında. Bu gün eski hayatını özlerse yarın başkalarını da özlerdi. Uçurumun kenarında kalmıştı. Hayata bırakacaktı artık. Ya düşecekti. Ya geri dönecekti. Umutsuz çığlıklar bağırıyordu vicdan denen şu bi çare bedeninde. "Ölseydim keşkee! Sana bunları yaşatacağıma, sana bunları söyleyeceğime, seni üzeceğime, Ölseydim keşkee!" Bu da diline gelen vicdanin çığlıklarıydı. Ölseydi keşke.All Rights Reserved