
"Senin kolların niye bu kadar uzun büyükanne?" "Seni daha iyi kucaklamak için " "Kulakların neden bu kadar büyük?" "Seni daha iyi duyabilmek için" "Gözlerin niye bu kadar kocaman?" "Seni daha iyi görebilmek için" "Dişlerin niye bu kadar uzun ve sivri büyükanne ?" "Seni daha iyi yiyebilmek için" On dokuz yașındaki Nevra'nın sahip olduğu şeyler en yakın arkadașı Dilek, anne diyebileceği kadar yakın Gülșah teyzesi ve gecekondudan bozma bir apartman dairesinden bașka bir șey değildi. Arkadașı Dilek ile birlikte hayatta kalabilmek için hergün işe gidiyor ve kuș kadar maașlarıyla evlerini geçindirmeye çalıșıyorlardı. Bir gün bulașıkçı olarak çalıștığı restoranda garsonlardan biri rahatsızlandığı için işe gelemeyince patronu Nevra'dan yardım istedi. Nevra bir günlüğüne garsonun yerine geçip işini ciddiyetle yaparken müșterilerden birinin saatlerce onu izlediğini fark etmemiști. Genç adam Nevra'yı aslında aylardır izliyordu. O gece artık harekete geçme zamanının geldiğini biliyordu bu yüzden gözlerini bir an bile genç kızdan ayırmamıștı. Nevra ise o geceden sonra bașına geleceklerden habersiz yemek servisi yapıyordu. Genç adam kendisini bu hayattan kurtaracak beyaz atlı bir prens miydi yoksa kötü kraliçe için çalışan acımasız bir asker mi? Masallar her zaman mutlu sonla mı biterdi? Ne yaparsak yapalım bir masalın sonunu değiștiremez miydik?Tous Droits Réservés
1 chapitre