BAKARSIN BULUTLAR GİDER

BAKARSIN BULUTLAR GİDER

  • WpView
    Reads 93
  • WpVote
    Votes 19
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jan 29, 2017
"bugün seni sevdiğimi söyleyebileceğim son gün olabilir. kelebek kadar ömrümüz olsaydı,seni seviyorum demek için bu kadar beklemezdim. evet,çoğu zaman "seni seviyorum" demeye korkuyoruz. karşımızdaki yalancı çıkıyor bazen,onun da etkisi var tabii. neyse,belki bugünün kelebeği sen ya da ben... belki yarın son günümüzü yaşayacağız. seni seviyorum. geç kalmaya gerek yok. - - bu sabah telefonun alarmından tam 7 dakika önce uyandım. alarmdan önce uyanmış olmanın mutluluğu tarif edilemez. aslında uykumu almamıştım ama mutluydum. sabah uykusu kadar sevebileceği biri lazım insana. sen gibi,senin gibi,biraz da sana benzeyen... ve en önemlisi bir gün "nasılsın sabah uykum?" diye mesaj attığımda "oha bu adam beni çok seviyor" diye düşünebilecek kadar zeki. farklı bakış açıları olmayan bir insanla geçmez zaten bu hayat. bu sabah da sevdik çok şükür." kitabı yavaşça yerine koydum. her içtiğim şarapta,her gittiğim denizde,her okuduğum kitapta,her dinlediğim şarkıda,her yerde sen olmak zorunda mısın sevdiğim? kalbine dokunduğum. az kalsın ölüyormuşum gibi sevdiğim...
All Rights Reserved
#8
vazgeçmemek
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • ASENA
  • Gözler Aynı Sen
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • RUH-U REVAN (Askıda)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines