Story cover for Simen by iremeseri
Simen
  • WpView
    Reads 86
  • WpVote
    Votes 15
  • WpPart
    Parts 2
  • WpView
    Reads 86
  • WpVote
    Votes 15
  • WpPart
    Parts 2
Ongoing, First published Feb 01, 2017
İnsanoğlunun felsefesi keşfetmekti. Yeni şeyler keşfedip hayatı kolaylaştırdıklarını zannediyorlardı. Aslında kolaylaştırdıkları şey insanoğlunu git gide bir sonsuzluğa yakınlaştırmaktan başka bir şey yaptıkları yoktu.
  
  Dünya çöle dönmek üzereyken insanların korkusu Dünya'yı daha da ıssız bir hale getirmişti. Dünyanın nüfusu 2040'in verilerine dayanarak 3 de 1 azalmıştı ve git gide ceset sayısı artıyordu.
  
  Etraftan leş kokuları yükselirken cesetler güneşin en kavurucu sıcaklığı olduğu zaman teker teker yakılmaya başladı. Herkes artık cesetlere kremasyon anlayışıyla yaklaşıyordu. Cesetler tehlikeliydi ve etrafa sürekli salgın saçıyorlardı.
  
  Salgını tamamen kurutmak için dünya bilim adamları düşmanlıkları bırakıp birleşmişlerdi ama 2 yıl kesintisiz çalışmalarına rağmen hastalığı bir kademe bile olsa azaltamamışlardı. Çalışmalarına ne kadar da devam etselerde herkesi bir umutsuzluk kaplamıştı. Ölümü enselerinde hissetmeye başlamışlardı bile.
  
  Ta ki insanoğlu, felsefesini hatırlıyana dek:
  
  Keşfetmek.
All Rights Reserved
Sign up to add Simen to your library and receive updates
or
#351gezegen
Content Guidelines
You may also like
You may also like
Slide 1 of 10
KROM VE KEMİK cover
ŞAHMARANLAR ( AŞİRET AİLEM )  cover
Asena deniz (gerçek ailem) cover
DUHUL cover
KIYAMET TOHUMLARI cover
On Üçüncü Pay cover
Vortaris cover
Albay Kızı  cover
NEHY-KİMSEDEN SONRA | DİSTOPYA cover
YAPAY KALP +21 cover

KROM VE KEMİK

53 parts Complete

"Yukarıda, bulutların üzerindeki o steril fanusta yaşayanlar için hayat bir oyundu. Aşağıda, çamurun ve pasın içindeki bizler içinse sadece nefes alma savaşı." Adım Yenal. Ama bu lanet şehrin arka sokaklarında, neon ışıklarının altında bedenimi ve yumruklarımı satarken herkes bana Nox der. Kurallarım basitti: Asla güvenme, asla yalvarma ve tek varlığım olan kardeşini hayatta tut. Ta ki o geceye kadar. Pars... Şehri yöneten Konsorsiyumun tek varisi. Damarlarında kan yerine sıvı altın akan, insanlara baktığında sadece fiyat etiketleri gören o kibirli prens. Beni o kulüpte, ayaklarının dibine atılan paraları toplarken izledi. İğrendi. Aşağıladı. Ve sonra, hayatımın iplerini eline aldı. Kardeşimi yaşatmak için, nefret ettiğim o adamın dünyasına girmek zorundayım. O, beni satın aldığını, bana sahip olduğunu ve irademi kırabileceğini sanıyor. Beni evcilleştirebileceğini sanıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Sokaklar, saraylara benzemez. Ve biz sokak köpekleri, tasmamız ne kadar sıkı olursa olsun, ısırmaktan vazgeçmeyiz. Biri kromdan bir tanrı, diğeri etten ve kemikten bir isyancı. Biri yok etmeye, diğeri hayatta kalmaya yeminli. Mülkiyet yasaları, kalbin ritmini durdurabilir mi?