Story cover for ESARET by RabiaKonyali
ESARET
  • WpView
    LECTURES 396,643
  • WpVote
    Votes 9,087
  • WpPart
    Chapitres 29
  • WpView
    LECTURES 396,643
  • WpVote
    Votes 9,087
  • WpPart
    Chapitres 29
Terminé, Publié initialement févr. 01, 2017
Kızın suçu adamın ilgisini çekip kendine aşık etmesiydi. 
Ama bunu yaparken ne adamın farkındaydı, ne de başına bela aldığının. 
Adam için yaş önemli değildi. Ne olursa olsun MEYRA onun kadını olucaktı. MEYRA AKSOY artık MEYRA BATUR olucaktı. Onu görene kadar aşka inanmayan biriydi ARAS. 
Annesi Meyra'yı doğururken hayatını kaybetti. Babası ise annesinin ölümünden Meyra'yı suçlu tuttu.

Meyra için artık herşey daha çok zorlaşıcak. 
Adam kıza deliler gibi aşık. Kız bundan habersiz. 


İşler burda bitmiyor tabiki. Aras' ın düşmanı B ULUT ATEŞ Arastan intikam almak için Meyra'yı kullanırsa, en büyük zaafını kullanırsa işler çok kötü karışacak. Aras ortalığı yıkacak. 
Peki Bulut intikam için kaçırdığı kıza aşık olursa neler olur?

Fakat asıl sorun şu ki Meyra kime aşık olacak?

Ona aşık olup nasıl seveceğini bilmeyen ve onu kaçıran adama mı, yoksa intikam için onu kaçıran adama mı?
 
Peki Aras vazgeçecek mi?

***

Esaret 1 ve Esaret 2 kitaplarımın kapakları @ssellenophhile tarafından tasarlanmıştır. 
Çok teşekkür ediyorum.
Tous Droits Réservés
Inscrivez-vous pour ajouter ESARET à votre bibliothèque et recevoir les mises à jour
ou
#28manyak
Directives de Contenu
Vous aimerez aussi
Tutsak Gelin 18+, écrit par nrgzmemmedeliyev
12 chapitres En cours d'écriture
Sultan Hanım aynanın karşısında ipek fularını düzeltirken hizmetçiye seslendi. - "Miran'ı çağır. Derhal gelsin." Kadının sesi her zamanki gibi net, kararlı ve emreder tondaydı. Kısa bir süre sonra kapı sertçe açıldı. Miran, siyah gömleğinin kollarını sıvamış, yüzünde öfke ve yorgunluk karışımı bir ifadeyle içeri girdi. - "Ne var şimdi anne? Yine hangi saçmalığın peşindesin?" Sultan Hanım gülümsedi. - "Otur Miran." - "Oturmayacağım. Lafını söyle de gideyim." Kadın başını eğdi, masasındaki zarftan bir evrak çıkardı ve oğlunun önüne koydu. - "Bu... nişan töreninizin davetiyesi." Miran bir an olduğu yerde dondu. Ardından kahkaha attı-acı bir kahkahaydı bu. - "Sen kafayı mı yedin? Ne saçmalıyorsun sen? Hangi nişan? Kimle?!" Sultan Hanım zarafetine gölge düşürmeden cümleye devam etti. - "Adı Su. 18 yaşında. Sessiz, sakin, edepli bir kız. Ailesi bizim eski dostlarımızdan. Son zamanlarda biraz dara düştüler... Biz de yardım ettik tabii. Ama boşuna değil. Karşılığında kızlarını istedik. Ve evet, verdiler." Miran yumruğunu sıktı, gözleri öfkeyle parladı. - "Yani sen... bir aileye para verip onların kızını bana mı aldın? Satın mı aldın o kızı?! Bu iğrençliğinle beni de mi bulaştıracaksın anne?!" - "Sakin ol Miran. Aileni düşün. Adını, soyadını. Bu kız senin için en doğrusu. Hem... küçüklüğünden beri seni görmüş, tanımış. Ailesi seni yüceltmiş. Bizim gibi bir aileye gelin olmak her kıza nasip olmaz." Miran öfkeyle arkasını döndü, ama kapıya yürüyemedi. - "Sana son kez söylüyorum anne. Ben. O. Kızla. Evlenmeyeceğim." - "Evleniyorsun, Miran. Bir hafta sonra nikahın var. O kız bu eve gelin gelecek. İstesen de istemesen de." Miran, kapıya yönelmeden önce son bir bakış attı. - "O kız da senin kadar suçlu. Para için buraya gelen birinin ne masumluğu kalır, ne saygınlığı. Benim için
Vous aimerez aussi
Slide 1 of 8
Kırık Camlar Mevsimi cover
Gêwram'în (KUMRALIM) cover
MUTLULUĞA UÇAN KUŞLAR cover
Berdel Mucizesi cover
RAPUNZEL BU DEFA KULEDEN KAÇMIYOR  cover
Tutsak Gelin 18+ cover
Sirayet|Texting cover
GELİNİN KIZ KARDEŞİ|TEXTİNG cover

Kırık Camlar Mevsimi

11 chapitres En cours d'écriture

Serra Durmaz, İstanbul'un insanı yoran ama bir o kadar da içine çeken seslerine, elindeki kâğıdı buruşturarak karıştı. Adres oradaydı. Siyah kalemle aceleyle yazılmış birkaç satır. Ama sokak yoktu. Valizinin tekerleği bozuk kaldırıma her takıldığında, içinden geçen sabır da biraz daha aşınıyordu. Sabah erkenden çıktığı yolculuk, beklediğinden uzun sürmüş; İstanbul onu ilk günden yormayı seçmişti. Boğaz'a yakın bir mahalle demişlerdi. Sessiz, eski ama güvenli. "İstanbul'un hâlâ nefes alan yerlerinden," diye eklemişti emlakçı. Serra, başını kaldırıp etrafına baktı. Eski apartmanlar, yokuş aşağı kıvrılan sokaklar, balkonlardan sarkan çamaşırlar... Ve aralardan görünen o ince mavi çizgi: Boğaz. Tam da bu manzaraya dalmışken, bir adım öne çıktı. Ve oldu. Fren sesi kısa ama sertti. Metal, bavula çarptı...