GÖRKEM'DEN...
Ben aşka inanmayanlardandım. Belki azınlık gruptaydım. Belki beni aşka inandıracak biri çıkmadı karşıma. Belki bu yüzden o güne kadar hiç sevgilim olmadı. İhtiyaç da duymuyordum zaten. Onunla tanışana kadar... Onu böyle delicesine sevene kadar. Onunla nefes alıp, onunla büyüyüp, onunla kendimi bulana kadar. Aslında hep oradaymışım. Yerim onun yüreği, sol yanıymış. Kendimi buldum. Onunla yeniden doğdum. Belki de ilk kez havayı soludum. İlk kez düştüm, ilk kez koştum. Meğer başım göğsüne, ellerim eline değmeden olmazmış. 'Ben nasıl yaşamışım o yokken' diyorum kendi kendime. Onsuz geçirdiğim her saniyeme acıyorum. Sonra o çıktı karşıma. Ciğerlerime nefes, göğsüme yürek oldu. ATEŞ...
En başından beri biliyordum yanacağımı. Aşkın acıtacağını. Belki yanmaktan korktum bu güne kadar hep. Artık korkmuyorum. Yanacaksam şayet, onun ateşiyle olsun. Razıyım yanmaya, sonsuza dek onunla...
ATEŞ'TEN...
Daha dokuz yaşındayken söz vermiştim kendime, yeminler etmiştim. 'Bir daha hiçbir kadına güvenmeyeceğim' diye. 'Annemin attığı tekmeyi bir daha kimseye attırmam. Gerekirse yakarım, ama yanmam bundan sonra!' diye. Tuttum sözümü. Çok uzun bir süre tuttum. On sekiz yaşıma kadar hiçbir kadının omzuna koymadım başımı. Beni kaldırmazdı o omuzlar. Belki çok yaktım ama yanmadım. En azından yanmadım sandım. Yüreğimi buzlara sardım. Oranın sahibi olduğunu bilsem yapar mıydım hiç? Nereden bilebilirdim kalbimin benim için değil, onun için attığını. Kabul edemedim. Yıllardır kapısına yüzlerce kilit vurduğum gönlüme nasıl girerdi o? Meğer orası hep onunmuş. O hep oradaymış. Ben onsuz hep eksikmişim. Onu beklemişim. O geldi. GÖRKEM...
İlk kez kendim yandım. İlk kez yanmaktan korkmadan, kaçmadan dimdik onu karşıladım. Yanacaksam şayet, onun ateşiyle olsun. Razıyım yanmaya, sonsuza dek onunla...
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"