Akagul281
**
"Çünkü dayanamıyorum!" diye haykırdım hıçkırarak. Gözyaşlarım sonunda yağmur damlalarına karışarak yanaklarımdan aşağı sicim gibi süzülüyordu. Karahan'ın o geniş göğsüne iki elimle sertçe, tüm gücümle vurdum. "Gözümün önünde o kadının sana dokunmasına, o kadar yakınlaşmasına izin vermene dayanamıyorum! Sen beni taş mı sanıyorsun Karahan?! Hiç mi için sızlamıyor benim canım yanarken?!"
"Benim içimi, benim kalbimi sen dokuz yıl önceki o lanet olası parkta söktün aldın Ada!" diye kükredi öfkeyle. İki elini birden başımın iki yanından arkamdaki duvara sertçe vurdu. Beni kendi devasa gövdesinin arasına, kaçamayacağım şekilde sıkıştırdı. "Bana o gün söylediklerini unuttun mu?! 'Sen bir yetimsin, cebinde beş kuruşu olmayan bir fukarasıın, seninle harcayacak vaktim yok' dediğin o günü unuttun mu?!"
"Unutmadım! Hiçbir saniyesini unutmadım, hafızamdan silemedim!" diye bağırdım, sesim artık tamamen çatallanmıştı. Artık bu lanet sırrı içimde tutacak, bu yükü tek başıma taşıyacak zerre gücüm kalmamıştı. Her şeyi anlatacaktım. Öleceksek de gerçeklerle ölecektik. Ailemin onu öldürmekle tehdit ettiğini, onu korumak için kendimi feda ettiğimi bilmeliydi. "Sana o sözleri bilerek söyledim Karahan! Mecburdum! Sırf sen yaşa diye. Babam seni öldürmesin diye ...."
Sırf sen yaşa diye...
Kelimelerim nihayet dudaklarımdan dökülüp, dokuz yıllık o karanlık geçmişin kapısını tamamen aralayacakken, gecenin o derin karanlığını ve yağmurun sesini bıçak gibi kesen acı, yırtıcı bir ses yankılandı sokağın ortasında.
ÇAT!