erdasusu46_4646
Peri, adı gibi masalsı bir hayata değil, siyah saçlarının gölgesinde sakladığı karanlık bir cehenneme doğdu. Doğduğu andan itibaren evi dediği yer hücresi, ailesi dediği insanlar celladı oldu. Bembeyaz teni, ruhuna atılan her imzanın izini taşıdı. On yaşında, henüz kendi çocukluğunu yaşayamadan, hayatın en ağır ve kanlı yüzüyle tanıştı.
O kafesin kapıları bir gün açıldı ama Peri özgür kalmadı; sadece hücresini değiştirdi.
Yıllar sonra bugün, Peri hâlâ savaşıyor. Geceyi sabaha bağlayan yorgun saatlerde, herkesin uykuda olduğu o gri zamanlarda tek başına ayakta kalmaya çalışıyor. Geçmişin çığlıkları anksiyete nöbetleriyle boğazına düğümlenirken, o her şeye rağmen yıkılmamak için hayata tırnaklarını geçiriyor.
Peki, ruhundaki o kırık aynaları birleştirmek mümkün mü? Geçmişin kirli elleri peşini bırakacak mı, yoksa Peri kendi gökyüzünü kendi elleriyle mi inşa edecek?
Bu, her şeyini kaybeden bir kız çocuğunun, bir kadına dönüşürken verdiği sessiz ama görkemli savaşın hikayesi.
"Beni öldürmeyen her acı, ruhumda yeni bir yara açtı. Ve şimdi ben, o yaraların üzerinde dans ediyorum."