nisagulibrhmgl
"Beni babam ve annem bile unuttu, sen de unutma Elif..."
Zelal Sangel, on sekiz yıllık ömrüne bir ömre sığmayacak kadar çok acı sığdırmış bir genç kızdır. Babasının şiddeti ve annesinin duyarsızlığıyla şekillenen hayatı, bedeninin bu ağır yüke daha fazla dayanamayıp pes etmesiyle bir hastane odasına hapsolur. Ancak bu oda, onun için bir son değil; hayatı boyunca mahrum kaldığı değer görme hissiyle tanıştığı bir sığınak olur.
Zelal'in bu karanlık yolculuğunda elini tutan tek kişi, onun can dostu, neşesi ve hayattaki tek dalı olan Elif'tir. Elif, Zelal'in fırtınalı hayatındaki en güvenli limandır. Onlara bu süreçte eşlik eden doktor Kerem ise, Zelal için sadece bir kurtarıcı değil, Elif'i emanet edebileceği, aralarındaki o sessiz ama derin bağı uzaktan bir tebessümle izlediği güvenilir bir sırdaştır. Zelal, kendi sonuna adım adım yürürken, hayatındaki en değerli varlığı olan Elif'in Kerem'in yanında güvende olacağını bilmenin huzurunu taşır.
Kitap; bir genç kızın babasından gördüğü nefreti, bir yabancının anneliğinde telafi etmeye çalışmasını ve ölmeden önceki son nefesinde bile arkadaşının mutluluğunu dileyecek kadar kocaman olan yüreğini anlatır. Yarım Kalan On Sekiz, bir hastalığın yıkımından ziyade, sevgisiz bir dünyada birbirine tutunarak var olmaya çalışan ve birbirini kardeşten öte seven iki genç kızın sarsıcı vedasıdır.