crieth
"En azından bir defalığına beni seçemez misin? Sadece bir defalığına cesur olsan-" dedi James sinirle, neredeyse kapıdan çıkıp gidecek; geri dönmeyerek onu sonsuza kadar suçluymuş, sanki tüm bu kargaşa ona bağlıymış ve ben kaçmaktan başka hiçbir şey yapamayacak kadar korkakmışım gibi hissettirerek bırakacaktım.
O, salonun ortasında dikiliyor; perdeler arkasından sızan solgun ışık yüzünü ikiye bölüyordu, gözlerindeki sanki geniş bir patikada yeni bir yol çiziyormuş gibi dallanan kızarıklıklara iyice baktığımda tüm bu Yoldaşlık işlerinin ona en az savaş kadar kötü geldiğini fark ettim.
"İstemiyorum. Seni de, Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nı da istemiyorum. Ben gidiyorum." sesim çatlamıştı, asamı paltomun cebine sıkıştırdım aceleyle, James arkamda sadece gerçekten gidebilecek kadar korkak olup olmadığımı sorguluyor, artık tamamen gidersem hiçbir zaman geri dönmeyeceğimi bilerek bir kapıya, bir de bana bakıp duruyordu öylece. Bir heykel gibi dikiliyor, biz gençken kavgalarımızda yaptığı gibi kalmam için bana karşı hiçbir çaba göstermiyordu.
Kapıyı bir hışımla kapattığımda, soğuk hava yüzüme vurarak biraz önce hiçbir zaman eskisi gibi ısınamayacağımı belirtircesine tenimi acıttı. Aynı zamanda kalbimi de ısıtamayacağımı bilmek, kendi evimi kolayca ikinci kez terkettiğimi algıyabildiğimde soğuk bu sefer sadece fiziksel olarak canımı acıtmamıştı.
______________________________________
cel' 27.11.25