lelizra
Dünya mahvolmuş bir halde. Mahvolmuş yeterli mi?? Sanmam. Tam her şey bittiğinde, dünya sonunda nefes alacağına inanıp insan soyunun üstünde bambaşka bir yaşam kurduğunda her şey daha kötüsüyle, büyük bir hız, korkunç bir düzen ve o inanılmaz ihtişamıyla bir kan topu gibi üstüne binmişti. İnsanoğlu acımasızlığından çekinmiyor, 9 kıta zulüm içinde kan ağlıyordu.
Çok eski zamanlarda, insanlık kendi içinde yeni hayatlar kurmayı bile başaracak durumdayken, tüm zekâ ve yeteneğine rağmen hala aynıydı. Yapılan keşifler, o muhteşem icatlar ve göz boyayan ihtişamlar tek bir şeyi yok edip yerini alamamıştı; kibir. İnsanoğlunun o inanması güç kibrinin yerini hiçbir şey alamıyor gün geçtikçe dünyayla beraber ruhu çürüyordu. Asırların sonunda tüm o güç savaşları kaçınılmaz bir sonu ev sahibi yaptı, kıyameti. Sürekli değişen, yıkılıp kurulan o devletler bıkmadan usanmadan savaşıyorlardı, uğruna kaynak kalmayana dek, insanların soyları tükenene dek. Kaynaklar tükendiğinde ise gözlerini bürüyen kan ellerini düğmelere daha çok yasladı. Daha fazlası, daha fazlası, daha, daha, daha!! İnsanlığın %93'ü kayboldu ve silindi.
Bu fırsat dünyanın kendini yenilemesi için verilmiş olmalıydı ki doğa kendi düzenine oturdu. Dev şehirler, övündükleri savaş tesisleri, görkemli oteller, şatafatlı arabaları bir ziyafet gibi yok etti doğa, hakkı olanı aldı ve kendini düzenini tekrar kurdu. İnsanların yüzlerce asırlık eziyetinin ardından artık hayvanlarında kendi evlerinde yaşama hakkı onlara verilmişti.
Ama insanoğlu cezasına rağmen durmayı bilmez.
Kalan azınlık bir araya geldiğinde, yaşamak için ilkellikten kurtulmak istediklerinde ilk hamleleri takvimi değiştirmekti. Tam 3000 yılında her şeyi sıfırlandı, 2. Milat başladı. İnsanlık için mahvolacak yenilenmiş bir dünya. Zaman asırları değiştirirken, insanlar çoğalıp