Misanthrope_
"Tanrı, kurbanlarını seçer; tiranlar ise kendi tanrılarını yaratır."
Katherina Vanevsky, on iki yıl önce Rusya'nın uçsuz bucaksız karlarında bir çocuk olarak öldü. Annesinin kanı bembeyaz bir kefen gibi toprağa yayıldığında, babası General Viktor Vanevsky ona tek bir miras bıraktı: Duyguların birer sistem hatası olduğu, acının ise sadece zayıfların hissettiği bir illüzyon. Şimdi, babasının elleriyle yarattığı o kusursuz ve hissiz yıkım makinesi, kendi yaratıcısından kaçarak İstanbul'un kalbine, Soykan hanedanlığının mutlak kalesi olan Arş Akademisi'ne sığınıyor.
Ancak Arş, bir sığınak değil; mermerden oyulmuş bir giyotindi.
Gurur Soykan.
Akademinin varisi, acımasızlığın mimarı ve Katherina'nın on iki yıl önce o karlı odada bıraktığı en karanlık sırrı. Gurur, Katherina'nın sadece nefesini değil, ruhunu da söküp almak için pusuda bekliyor. On iki yıl önce bir yangınla başlayan bu savaş, şimdi Arş'ın soğuk koridorlarında, güç savaşları ve kanlı pazarlıklarla yeniden alevleniyor.
Biri, hissetmeyi reddeden bir enkaz.
Diğeri, her şeyi yakmak için doğmuş bir yangın.
İki tiranın mirası, tek bir taht için birbirinin boğazına sarıldığında; aşk bir kurtuluş değil, en ağır işkence yöntemi olacaktır. Çünkü Arş'ta kural basittir: Ya diz çöküp kul olursun ya da yanıp kül olursun.