kokun ya da.. gülüşün değişti mi? bence hâlâ aynıdır.. o kadar özlüyorum ki seni.. bende ki kıyafetlerinle uyuyorum hep.. videolarımızı izliyorum.. birlikte eğlendiğimiz anları çok özledim sevgilim..
sensizlik benim için her saniye daha da zor geçmeye başladı.
hiçbir şeyden tat alamıyorum. yaşadığım her olayı sana anlatmak istiyorum ama sen yoksun.
sadece hayallerimde varsın.
ne zaman geleceksin? ya da şöyle sorayım.. gelecek misin?
eğer bu dünyadan gittiysen bende yanına gelmek, seninle kavuşmak istiyorum..
gitmediysen.. nolur çık gel artık jeon taehyung.
burda seni bekleyen birisi var.
acıdan kahrolan birisi.
seni çok seven birisi.
-
jungkook
çalan zili umursamamış günlüğümü yazmaya devam ederken kapıdakinin zili ısrarla çalmaya devam etmesiyle sinirlendim ve elimdeki kalemi günlüğün arasına koyup ayağa kalktım.
sevgilimle konuşmama izin vermiyorlardı. evet karşımda o yoktu. ama ben yine de sanki beni duyuyormuş gibi yazarak kendimi rahatlatıyordum. kısa bir süreliğine..
odadan çıkıp aşağı kata indiğimde kapıdaki kişinin art arda zile basmaya devam etmesi beni iyice sinirlendirdi. ellerimi sıkıp adımlarımı hızlandırdım ve kapıya ilerledim.
kimdi bu? alacaklı falan mı? zile sekiz bin kere aralıksız basmasının amacı neydi?
sinirle kapı kolunu tutup kapıyı açtığımda gördüğüm görüntü şoka girmeme sebep olmuştu.
bu gerçek miydi? hayır.. sanmıyorum.
karşımda ki taehyung muydu?
"jungkook.. sevgilim.."
dolan gözlerimi kırpıştırmış karşımdaki görüntüye bakıyordum. ellerimin ve ayaklarımın titremesine engel olamıyordum. her an düşecek gibiydim.
"t-taehyung.. s-sevgilim.."
bana yaklaşıp sıkıca sarıldığında biraz olsun kendime geldim ve kollarımı vücuduna doladım. kokusunu aldığımda rahatladığımı hissettim. yılların o yorgunluğu, acısı, yükü.. hepsi bir anda yok olup gitmişti.. taehyung gerçekten benim ilacımdı.
gözyaşlarımı durduramıyordum. konuşmak istiyordum ama ağlamaktan konuşamıyordum da.
o da benden farksızdı. ikimizde ağlıyor ve birbirimize sarılarak özlemimizi gidermeye çalışıyorduk.
bir süre birbirimize sarılarak ağladıktan sonra taehyung kafasını hafifçe geriye çekti ve gözlerime baktı. gözleri kıpkırmızı olmuştu.
elimi yanağına çıkarıp yavaşça gözlerini sildiğimde dolu gözleriyle gülümsedi.
"çok özledim seni taehyung."
kısık çıkan sesimle kurduğum cümle tekrardan gözlerimin dolmasına sebep oldu.
"bende bebeğim.. bende seni çok özledim.."
burnumu çekip elini tuttum. kapıyı kapatıp salona ilerledim. her şeyi öğrenmek istiyordum. bizim üç yıl ayrı kalma sebebimizin ne olduğunu merak ediyordum..
salona geldiğimizde koltuğa oturduk. taehyung'un ellerini tutup öptüm. o kadar özlemiştim ki..
birazcık değişmişti bebeğim.. hâlâ çok güzeldi ama. hâlâ aynı kokuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
gguk's diary, taegguk
Fanfictionjungkook, taehyung'ı gördüğünden beri günlük tutuyordu. ( texting × düzyazı? )
