Mera kadına dönerek onu çemberin oraya götürmesini istedi,teklifini kabul ederek götürdü yuvarlak bir çember etrafı mumlarla çevrili pelerinli kadın karşısında ki aimen halkında ki Bo"yu öldürecekti "hey severa" arenin seslenmesi kim olduğunu ortaya çıkaracaktı kadın elinde ki mumu yakarak çemberden çıktı çıkarken etrafı ateşe vermişti "sen severa değilsin" kadın gülümseyerek pelerini çıkardı" ondan sonra ki mum koruyucusum ben" mera yaklaşarak kafasını dik bir şekilde kaldırdı"ne cüret bu sen kimsin ki severa olacaksın" "krallıkta yangını çıkaran sayın severaydı bende yukarıda odaya kapatılmıştım beni kurtardı ve bana emri ondan sonraki mum koruyucusu olmamı istedi her kim ARSEL HALKINA KARŞI GELİRSE O KRALLIĞI VEYAHUT KİŞİYİ BİTİRMEM EMREDİLDİ" Aren meraya yaklaşarak güler bir ifadeyle "ölmeden önce bile garantiye almış kopyalanmış kendini ama işte öz değil kopya olsun bu da severa iki" mera güldü "saçmalama ikinciye gerek yok" "peki bu kadın ne olacak" "bilmiyorum ki" mera derin nefes vererek kadına döndü "peki sana bir sorum var hangstan halkına ne oldu?" "Çoğunluğunu buraya gönderdi severa ölmeden önce ama gelmenin bir sebebi var" mera ve diğerleri şüphe içinde dinlemeye devam ettiler herkesin yüzünde dağıtıcı bir merak ifadesi vardı " nedir" "hares yok biana yok severa yok" "o da ne demek?" "Ölüleri yok" mera lekos'a seslendi "hangstana gidiyoruz" mera şüphe ve gergin bir ifade içerisindeydi Aren merayı çekiştiriyordu hızla gidelim diye moryan da onları takip ediyordu lekos ve solia önden gidiyorlardı her ihtimale karşı,lekos ve solia yaklaşık bir saatlik yolu erkenden varmislardi sabah olduğu için etraf aydınlıktı güneş net görüntü sağlıyordu "lekos krallık tamamen yanmamış" lekos solia'nın yanına giderek deri eldiveni giyerek incelemeye başladı "sence severa öldü mü dersin" solia net bir ifadeyle ve ciddiliğiyle lekos'a vurgulayarak konuştu "zannetmem severa o küçük kız çocuğu o yangından nasıl kurtulduysa bunda da kurtulmuştur ama bildiğim birsey var" lekos dikkatlice soliayı dinlerken solia etrafı ve yerdeki birkaç eşyayı inceleyerek konuşmaya devam etti alaycı bir sesle "severa kendisi ölmeden önce hares biana'nın öldüğüne emin olmadan ölmez ve..off cesetler yoksa ortada birşey var demektir" lekos soliayı takip ederken ona seslendi "içeriye girme ne olacağı belli olmaz yıkılabilir" "kalkarız evelallah efendim biz düştüğümüz de yıkıldığımız da kalkmayı severadan öğrendik " o sırada cıklayarak peşinden giden lekos yüzünü ekşitmişti "şu sağ tarafın alt tarafında mahzen var o taraf sağlam da kalmış bakalım mı merayı mı bekleyelim" "geldiler ben sesleneyim" solia merayı çağırıp mahzen tarafının sağlamsa kaldığını oraya bakmak istediklerini arz etti birlikte mahzene indiğinde ki görüntü akıl almazdı "bu da ne efendiler" Aren hızlıca merdivenlerden aşağıya indiğinde kal gelmişti etrafa bakıp duruyordu sadece," Aren açın insanlar çıksın" moryan da anahtarlar vardı hepsinin kapısını açtı içlerinden bir seyyar nefes nefese meranın önünde eğilerek "hares öldürecek yetişin" "kimi" "severa sayın severa bizleri kurtarmak için geldiğin de hares ve biana engel oldu severa yaşıyordu sadece bazı vezirgânlar öldü ama hares çoktan öldürmüştür" ayağının dibinde nefes nefeseyken can vermişti...Mabel ve mila da oradalardı seyyara yardım ettiler ama ölmüştü mera mahzene kapatılanlara bağırdı "burada haresin nereye gittiğini bilen var mı?!" Kimseden ses gelmeyince mera moryana dönerek elini tuttu gözleri dolmuştu içerden bir kadın seslendi "çok uzakta değiller aimen halkındalardır gidecekleri elde kalan tek krallık orası" mera....
Aimen krallığı
"Baksana hares bizi öldüreceğini sana pasta mumlarıyla yakmaya çalışan küçük kıza" severa ağzı bağlanmıştı elleri de bağlıydı hares gülerek severaya eğildi "kabul güzel fikirdi amaa hmm tutmadı be iyilik perisi" severa gözlerini devirdiğinde biana haresi kendine çekerek "yürü bununla konuşulmaz hem bizim daha arseli bitirecek planlarımız vardı ha bu arada ablan seni arıyordur şu anda biraz zor da olsa planladık birşeyler değerimizi bil" hares severa'nın ağzını açtığında derin nefes alıp verdikten sonra kaşlarını çattı tehditkâr bir sesle devam etti "senin benimle ne sorunun var ha? Ne yaptım ben sana beni geç halkım ne yaptı" "birinizin yaptığı hatayı bütün herkes çekecek" "ne hatası" "halkım senin yüzünden azaldı herkese kendini iyi gösterdin senin yüzünden kraliceliğim yerle bir oluyordu ama başaramadın" "emin ol bu saçmalığına kendimi yormayacağım ama demek istediğim birşey var çok yazık acıyorum sana" "kes!" O kadar vurgulu söylemişti ki hares birkaç adım geriye çekilmişti buna rağmen severa gülüyordu"gül sen birazdan arsel yerle bir olacak" "sen öyle san aptal" "ne diyorsun sen aptal sensin benimle konuşurken hitaplarına dikkat et" severa küçük bir çocuk gibi ıslık çalarak etrafı izliyordu güler bir şekilde harese "bir sinek vızıltısı duyuyor musun acı çekiyor içi pislenmiş bir sinek vızıltısı bile iyilikten aciz" biana hiçbir şey demeden odadan çıkınca hares gülmekten eksik kalmadı "çok iyiydi" "hares" severa acındırıcı bir sesle devam etti "karşıma oturur musun" severa'nın aklında her ne plan varsa her zamanki gibi inandırıcıydı "ne oldu" "seninle birşey konuşmak istiyorum" "sen konuşabiliyor musun ya" "haha evet konuşuyorum ben bak sana bir teklifim var sen bianaya güveniyorsun ya iki güne senide buraya bağlar benim gibi eğer şuanda beni bırakırsan senide kurtaracağım söz hatta benimle arsele gelmene izin vereceğim" "cık cık bak sen şuna ya seni iyikide bir odaya bağlamistik koca krallığımı yaktin napayım ben senin arselini ayrıca sana güvenemem benim kurtulmam değil senin yanında ölmem garanti psikopatsın sen" severa gülerek devam etti "iki güne değil benim yanımda biana seni öldürürken güleceğim ben bak gör hem olsun ben buradan her türlü çıkarım" hares hiçbir cevap vermeden odadan çıktı
2 gün sonra
İki gün boyunca hares severayı dinlemesini için pişman olmuştu biana bulduğu her fırsatta harese iş yüklüyordu hares severa'nın olduğu odaya girerek "seni çözeceğim beni kurtaracaksın anlaştık mı?" "Hahah çok komiksin bunu HANGSTAN krallığın kralı hani o büyük yıkılmaz kralı mı söylüyor ne oldu da bu karara vardın" "öldürür bu beni yardım et ne olur" "bu saatten sonra ancak kendimi kurtarırım ben madem bir karar verdin arkasında dur ayrıca o küçük çocukların eli nasır tuttuğunu görünce de sana acımadım şimdi de acımıyorum ellerin beter olsun" biana içeriden seslenerek odaya girince ikisinin konuştuğunu görünce kaşları catildi "ne oluyor burada" severa hiç acımadan ve düşünmeden cevap verdi "bu benden yardım istiyor kaçalım diyor öldürür bu beni diyor" "vezirgânlar!bağlayın şu haini" severa seslice kahkaha atıyordu "ha bu arada noldu arsele sesin çıkmadığına göre birşey olmamış" "barış ilan edelim mi haklıydın severa içim çok pislenmiş düşünemedim eski ben değilim" "şimdi eski sen oldun ilan edelim" severa yine bunun arkasında bir iş olduğunu düşünüyordu harese döndüğünde hares hayır dercesine kafasını sallıyordu severayı çözüp serbest bırakmıştı ona eşlik etmişti krallığın çıkış sınırına kadar "biana sen iyi birisisin bunu hiç unutma senin için temiz sadece başkalarının kötülüğü karışmış araya" biana teşekkür ederek ayrıldılar severa arsele doğru gitti.
Arsel halkı
"SAYIN ARSEL HALKI" severa'nın sesi yankılanıca direk Aren çıkmıştı "severa" "Aren" severa koşarak sıkıca sarıldı mera ve diğerleri dışarıya çıkınca herkesle tek tek hasret giderdi dışarıdan bir ses yükselince severa dışarıya çıktı "demek burasıydı iki gündür bulamadık bizi getirdiğin için teşekkürler" "biana,saçmalama ama biz seninle" "sende ne safmışsın" "beni bırakınca dostuz sandım" biana ellerini kaldırdığında bir sürü halinde olan ordu oklarını gerdirmiş hazır halde bekliyordu "bu musun sen biana,daha dün seninle birlikte çiçekleri suluyorduk biz-" "kes sesini!kes bana duygu sömürüsü yapma" mera öne çıkarak eliyle severayı geriye çekti "zamanında aşkına olan yenilgiden haresle birlikte evimizi yaktığın gibi şimdi nefretine olan yenilginden dolayı bizi mi öldüreceksin çok komiksin biana moryana olan aşkın gözünü boyamış" "ne moryanı o eski de kaldı benim derdim krallığımı bitiren bu kardeşin uzak dursun yoksa bedelini çok ağır öder" severayı kimse bu sefer tutamazdı Aren dudağını ısırarak eyvah anlamında uyardı severa bianaya yaklaşarak "öyle mi zavallı,zavallının tekisin sen sen tek benimle savaşamayacak kadar korkak ve acizsin" "ne olur bana vurma madem öyle anlaşalım eğer ben kazanırsam krallığın benim olacak ve herkes kölem olacak" "eğer ben kazanırsam defolacaksın birdaha buralara gelmeyeceksin eğer gelirsen öldürüleceksin" "bunu iyi birisi mı söylüyor" "güzellikten anlamayınca"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mumların Esareti
Science FictionBenim savaşmam için bir orduya,krallığa ihtiyacım yoktur bana bir mum ve ateş verin yok oluşunuzu izleyeyim-ARA VERİLDİ-
