BÜYÜK TOKAT

836 42 6
                                        

Ayazın ağızdan;

Öykü o masum bakışlarıyla ofiste dolanıyor , eşyalara bakıyor ben ise onun ne yaptığına bakıyordum. Biranda sandalyeye oturup ne düsündüğümü sordu proje için yeni şeyler düşünüyordum diyince yanıma gelip projeme baktı ve bunlar neyin çizimleri diye sordu. Bende ona sahil kenarında büyük bir lunapark projesi olduğunu söylediğim. Bir anda çılgına döndü ve heycandan masamdaki kahveyi projenin tamda üstüne döktü artık o güzel projede tek bir kalem çizdiği bile gözükmüyordu.

Öyküden;

Sanarım az önce büyük bir aptallık yapıp kahveyi ayazın o güzel sahil kenarında olan kocaman bir lunapark projesine döktümm :/ Allah ım ben ne yaptım ayaz beni geberticekti. Arkama döndüm gidiyordum ama bi anda durup tekrar ayaza döndüm sonra bu yaptıgımdan pişman olup arkamı döndüm ve koşmaya başladım.
Bi anda bir kükremeyle dona kaldım. Ayaz köpürüyordu. Arkama bakmama konusunda ne kadar kararlı olsam da tekrar bi şidetli bagırıştan düzeltiyorum kükremeden sonra ayaza bakmak zorunda kaldım. Dudagımı ısırmış masumca ayaza bakıyordum ama ayaz karşıma köpürüyordu. Sessizce birkaç küfür mırıldanıp bana baktı ve yanıma gelip sertçe bilegimden tutup beni gittiği yere sürükledi. Arabanın önüne geldiğimizde ona ne yaptığını sordum ve bileğimi kurtarmaya çalıştım tabikide başarılı olamadım. Ayaz kapıyı açıp beni arabaya bindirdi. Hayretle ayaza bakıyordum normalde olsa asla kapımı acmazdı demekki sinirlenmesi gerekiyormuş. Ayazın yol boyunca tek kurduğu cümle emliyet kemerini bağla oldu. Ne kadar ayaz özür dilerim, beni nereye götürüyorsun , ayaz söyler misin neyere gidiyoruz cümlelerimden sonra ayaz hayla suskundu. Her halde onu bunaltmış olmam gerekiyorki sus ve sadece bekle diye bağırdı.

.....
O korkuyla geçirdiğim yolculuk sonunda bitmişti. Ayaz arabadan inip o müthiş evine doğru hızlı ve sinirli bir şekilde ilerliyordu. Eve girdiğimizde ayaz hızlıca yukarı çıktı. Ne yapıcağını çok merak ediyordum. Aşağıya indiğinde elinde lunapark çizimlerinin aynısı vardı. Sinirli bir şekilde konuşmaya başladı " dua et ki çizimlerin yedeği vardı yoksa..." dedi ve sustu. Ayazın sözlerine ve davranışlarına şaşırmıştım ve birazda kırılmış. Bi anda sinirle bağırmaya başladım "yoksa ne ayaz ne yapardın dôvermiydin ha söylesene" dedim "masal kapa çeneni " dediğinde ona doğru yaklaştım ve bağırmaya başladım " kapamassam ne yaparsın ayaz söylesene ne yaparsın!!'' ayaz haykırarak bana sertçe bir tokta attı ve bir anda yere yığıldım. Canım çok acıyordu ve artık kendimi tutamıyordum artık yaşlar gözlerimden hızlı hızlı süzülüp gidiyordu.

Arkadaşlar biliyorum çok sık değişiklik yapıyorum ama bu son olucak inanıyorum ki bu hikâye ben yazdıkça sizi daha da etkileyecek.

Karakterlerin tanımı;

Ayaz ; zengin bir hoding müdürünün oğlu

Öykü; normal bir ailenin en büyük kızı

İdil ; öykünün en yakın arkadaşı

Atakan; ayazın abisi

Burak; öykünün yaramaz haylaz ve iyi anlaşamadığı küçük kardeşi

Arkadaşlar bu tanıttıgım karakterleri ilerideki hatta fazla ilerideki bölümlerde bile kullanabilirim önceden tanıyın diye yazdım :)

Begenmediğiniz bir yer varsa lütfen yorumda belirtin ve lütfen votelemeyi unutmayın ne kadar vote o kadar güzel yb :)

Kiraz MevsimiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin